SOĞUTMA TEKNİĞİ

ve

ÖRNEK UYGULAMA ÇALIŞMALARI

 

SOĞUTMA VE KLİMA TEKNİĞİNDE ISI DEĞERLENDİRME BİRİMLERİ

                                                                                                     

ÖZET;
Bilhassa Soğutma ve Klima Tekniğinde kapasite değerlendirilmesine esas ton, Btu, kcal ve W gibi farklı değerler kullanılması ve bu değerlerin arasındaki farklılıklar uygulamada karmaşa yaratmaktadır.

 

Böyle bir karmaşayı önlemek amacı ile bu çalışmada; ton, Btu, kcal ve W gibi ısı değerlendirilmesine esas ölçü birimlerinin tanıtılması ile, bu ölçü birimlerinin birbirlerine göre farklılık değerleri,açıklanmaya çalışılacaktır.

 

GİRİŞ;
Ülkemizde, bugün için soğutma ve klima tekniğinde soğutma kapasitesi değerlendirilmesinde ton soğutma, Btu (British Thermal Unit), kcal (kilokalori) ve W (Watt) ısı ölçü, daha doğrusu ısı değerlendirme birimleri genellikle kullanılmaktadır. Örneğin herhangi bir soğutma veya klima sistemi için 1 ton, veya 200 Btu/min ya da 3024 kcal/h veyahut’ta 3417 W soğutma kapasitesi ölçü birimi ile değerlendirme yapılması soğutma teknisyenlerimiz için olağan görülmektedir.

 

Ancak, Ülkemizin de bulunduğu 1960 yılında yapılan “Conference Generale des Poids Et Measure” (CGMP) toplantısında alınan 12 sayılı kararla (İnternational Systems of Units) Uluslar arası Birimler Sistemi,Ölçüler ve Birimler Pratik Sistemi (Sİ-Ölçü Sistemi) olarak kabul edilmiştir.

 

Sİ – ÖLÇÜ SİSTEMİ ve SOĞUTMA TEKNİĞİNDEKİ YERİ;
Sİ-Ölçü Sisteminde termodinamik sıcaklık Kelvin (K) veya Celcius (°C) ölçü birimi ile ölçülür.Isıtma veya Soğutma kapasiteleri, yani; miktarları ise Joule/saniye (J/s), Watt (W) veya kilowatt (kW) ölçü birimleri ile değerlendirilir. Sİ-Ölçü Sisteminde:

1 J/s = 1 W

1 kW = 1000 W = 1000 J/s

bağıntısı ve bağlantısının bulunduğu esas alınır.

 

Ancak bilhassa soğutma ve klima sisteminde doğrudan doğruya 10 kW = 10000 W’lık bir sistemi konu etmek bir kavram karmaşasına neden olur.

Çünkü 10 kW = 10000 W’lık bir soğutma sistemi konu edilince, sistemin soğutma kapasitesinin mi, yoksa sistemin tahrik motorunun gücünün mi, 10 kW = 10000 W olup, olmadığı sorusu akla gelir.

 

Sİ-Ölçü Sisteminde bu kavram karmaşasını önlemek için soğutma sistemlerinde örneğin 10000 W soğutma kapasiteli ve gene örneğin 4000 W kompresör tahrik motorlu bir soğutma sistemi konu edilmelidir.

 

Soğutma sistemlerinde kompresör tahrik motorunun gücünün, yani; sıkıştırma ısısının, sistemin soğutma kapasitesinden soğutma performansı oranında küçük olacağı daima hatırlanmalıdır.

 

Öte yandan Sİ-Ölçü Sisteminde enerji birimi olarak Joule (J) kullanılmakta olup;

 

1 J = 1 Nxm = 1 Wxs’dir. Buna göre:

1 kWh = 3600x1000 J = 3600 kJ olur.

 

Ancak 1 kWh = 860 kcal olduğundan;

3600 kJ = 860 kcal

1 kcal = 4,186 kJ , olur.Ayrıca,

1 kcal = 3,968 Btu, olduğundan;

3,968 Btu = 4,186 kJ

1 Btu = 1,055 kJ, olur. Diğer taraftan;

1 kWh = 860 kcal olduğuna göre;

 

860 kcal/h = 1 kW = 1000 W, olacağından;

1 kcal/h = 1,163 W = 1,163 J/s, olur. Ayrıca;

 

Isı Akımı:

1 kcal/m²h = 1,163 W/m² = 1,163 J/ s.m²

1 W/m² = 1 J/s.m² = 0,860 kcal/m²h

 

Isı Geçirgenliği:

1 kcal/mh°C = 1,163 W/m°C = 1,163 J/s.m.°C

1 W/m°C = 1 J/s.m°C = 0,860 kcal/m.h°C

 

değerlerinin de mevcut olduğu görülmektedir.

 

TON SOĞUTMA (Eski Bir Soğutma Birimi):
Mekanik soğutma sistemleri gelişmeden önce, soğutma ortam ve vasıtası olarak doğal buz, yaygın bir şekilde kullanılmıştır.

 

Mekanik soğutma sistemlerinin gelişmesi ile doğal buzun soğutma vasıtası olarak kullanılması ortadan kalkmış, ancak bu defa mekanik soğutma sistemlerinin soğutma kapasitesinin eriyen buzun yaptığı soğutmaya göre değerlendirilmesi devam ede gelmiştir.

 

Eski İngiliz Birim Sisteminde 1 ton ağırlık 2000 lb’dir. +32°F’ta 1 lb. buz eridiğinde;

Çevreden 144 Btu ısı emer. Buna göre:

1 ton soğutma =  2000 lb x 144 Btu/lb = 288000 Btu’dur.

Bu durumda 1 ton buz 24 saatte (1 günde) erirse çevreden:

288000 Btu/24h = 12000 Btu/h = 200 Btu/min, ısı emer. Bu sonuca göre;

12000 Btu/h = 200 Btu/min = 1 ton soğutma kapasitesi olarak tarif edilir.

 

Soğutma kapasitesi değerlendirme ölçü  birimi olarak ton soğutma İngiliz Ölçü Sisteminde yerini almış olmasına rağmen aynı tarifi Metrik Sistem için de yapmak gerekirse;

                           2000 lb/24 h

1 ton soğutma = ------------------x80 kcal/kg = 3024 kcal/h , olur.Sİ-Ölçü Sisteminde:

                           2,20462 lb/kg   

1 kcal = 1,163 W olduğuna göre;

1 ton soğutma = 3024 kcal/h x 1,163 W/ kcal/h = 3417 W değerinde olur.

 

HATIRLATMA;
Sİ- Ölçü Sisteminde Özgül Isı:

 

1 kcal/kg°C = 4187 J7kg°C = 4,187 kJ/kg°C , ve

1 kJ/kg°C = 0,239 kcal/kg°C , olmaktadır.

 

Nemli havanın değişik durumlarının hesabında metrik sistemde kuru havanın özgül ısısı 0,2369 kcal/kg°C , su buharının özgül ısısı 0,46 kcal/kg°C , suyun özgül ısısı 1 kcal/kg°C , suyun buharlaşma ısısı ise atmosfer basıncı altında 538 kcal/kg’ dır.

 

Oysa Sİ- Ölçü Sisteminde:

Ckh = 1,00 kJ/kg°C

Cb   = 1,86 kJ/kg°C

Csu  = 4,189 kJ/kg°C

r su  = 2256,9 kJ/kg , değerlerindedir.

                              

Görüleceği üzere Metrik Ölçü Sisteminden  Sİ-Ölçü Sistemine dönüşüm biraz karmaşık olup,ancak uygulamaya alınması ve alışılması imkan dahilindedir ve olağan kabul edilmelidir.

 

SOĞUTMA ve KLİMA TEKNİĞİNDE BASINÇ DEĞERLENDİRME BİRİMLERİ

 

ÖZET:
Soğutma ve klima tekniğinde basınç değerlendirme birimleri de soğutma kapasitesi değerlendirme birimleri kadar önemlidir.

 

Ayrıca SI-Ölçü Sisteminde, bilhassa basınç değerlendirme birimleri, soğutma ve klima tekniği ile buhar tekniklerinde,özellik arz etmektedir.

Bu çalışmada soğutma ve klima tekniği ile buhar tekniklerinde genellikle kullanılan basınç değerlendirme birimleri konusunda pratik ve uygulamaya esas bilgiler verilmeye çalışılacaktır.

 

GİRİŞ:
Ölçme denince öncelikle aklımıza uzunluk, kütle, zaman, elektrik akım şiddeti, termodinamik sıcaklık,madde miktarı ve ışık şiddeti olmak üzere toplam yedi ayrı türde ölçüme esas temel birim gelmektedir.

SI-Ölçü Sistemi, toplam bu yedi ayrı türde ölçüme esas temel birim sistemine dayalı uluslar arası bir ölçü sistemidir.

 

1960 yılında yapılan “Conferance Generale des Poids et Mesures”(CGMP) toplantısında alınan 12 sayılı kararla (İnternational System of Unit) uluslar arası birimler sistemi,ölçüler ve birimler pratik sistemi olarak kabul edilmiştir.

 

SI-Ölçü Sisteminde birimler,yukarda konu edilen yedi ayrı türdeki temel birimler esas olmak üzere,bu temel birimlere bağlı türetilmiş birimler ve tamamlayıcı birimler olmak kaydı ile üç ayrı sınıf altında tarif edilmektedir.

 

SI-Ölçü Sistemini,1960 yılında yapılan (CGMP) toplantısında alınan 12 Sayılı Karar’a imza koyarak, Ülkemiz de kabul etmiş bulunmaktadır.

 

Ancak aradan tam 48 yılı bulan ve aşmakta olan bir zaman geçmesine rağmen,SI-Ölçü Sistemi Ülkemizde yüzde yüz oranında kullanılır duruma gelmemiş olup,metrik sistem (metre,kilogram,saniye) ölçü sistemi kısmen de olsa alışkanlık halinde kullanılmaya devam olunmaktadır.

 

İleri imalat teknolojileri ve bilim üretiminde ölçme ve ölçümleme ile,hassas ve doğru ölçme ve ölçümleme esastır ve esas olmalıdır.

 

SI-ÖLÇÜ SİSTEMİNDE BASINÇ DEĞERLEDİRME BİRİMLERİ:
Soğutma ve klima tekniği ile,buhar tekniklerinde basınç değerlendirme birimleri genellik arz etmekle beraber konuyu herhangi bir soğutma devresini esas alarak açıklamaya çalışalım.

 

Örneğin herhangi bir soğutma devresinde soğutma olayının gerçekleşmesi için dolaştırılması gereken soğutucu akışkanın devre içinde sıcaklığa bağlı olarak belirli bir basıncı vardır.Bu basınç;soğutma devresinin kondanseri tarafında sıcaklık daha yüksek olacağından,daha yüksek,soğutucu ünitesi tarafında sıcaklık daha düşük olacağından,daha düşüktür.

 

Bu esasa göre,soğutma devresi;alçak basınç tarafı ve yüksek basınç tarafı olmak üzere farklı iki ayrı basınç ortamı ile değerlendirilebilir.Soğutma devresindeki soğutucu akışkanın basıncı,soğutucu akışkanın türü ile,buharlaşma ve yoğuşma koşullarına göre değişir.

 

Basınç aslında bir yüzeye tesir eden bir kuvvet’tir.Ancak,genel anlamda kuvvet bir cisme itme veya çekme,burulma veya burkulma (flambaj) tesiri gösterir, ya da bir cisme değişik türlerde hareket verir.Bu açıklamaya göre basınç, kuvvetin özel bir durumu olmaktadır.

 

SI- Ölçü Sisteminde kütle,kilogram (kg.) temel ölçü birimi ile ölçülmekte olup,bir terazi (kantar) ile ölçülen veya tartılan değere eşittir.

Uzunluk ise metre (m.) temel ölçü birimi ve zaman ise saniye (s) temel ölçü birimi ile ölçülür ve değerlendirilir.

 

SI-Ölçü Sisteminde türetilmiş birimlere göre kuvvet, Newton (N)(kgxm/s2) ile ölçülmekte olup,1 kg. kütleye 1 m/s2 ivme veren bir kuvvet’tir.

 

Ağırlık,cismin atmosfere düşmesi halinde yer çekimi ivmesine (9,81 m/s2) eşit bir ivme veren kuvvettir.Bu tarife göre ağırlık kuvvet ile eş anlamlıdır.

 

Ancak,cismin atmosferde veya yer yüzünde statik (durağan) haline göre ise ağırlık bu defa kütle ile eş anlamlıdır.

 

Genel kütle ve kuvvet kanununa göre:

 

Kuvvet = Kütle x İvme

1 Newton = 1 kg.x 1 m/s2

1 Newton = 1 kg.m/s2

1 dyn = 1 g.x 1 cm/s2

1 dyn = 1 g.cm/s2

1 g. = 10-3 kg.

1 cm = 10-2 m.

1 dyn = 10-3 kg x 10-2 m/s2

1 dyn = 10-5 kg x m/s2

1 dyn = 10-5 N

1 N = 105 dyn

 

Metrik ölçü sisteminde yer çekimi ivmesi 9,81 m/s2 değerinde olup,bu durumda kütle ve kuvvet kanununa göre;kilogram kuvvet (kp):

 

1 kp = 1 kg.x 9,81 m/s2

1 kp = 9,81 kg.x m/s2

1 kp = 9,81 N (1 kg.kuvvet)

Alan....1 m2 = 104 cm2

1 kp/cm2 = 9,81 x 104 N/m2

1 kp/cm2 ≈ 105 N/m2

 

Öte yandan, içinde gaz veya sıvı akışkan ihtiva eden basınçlı kaplarda kuvvet ile eş anlamlı basınç değeri yer alır.Sİ – Ölçü Sisteminde dyn veya Newton türetilmiş ölçü birimi ile değerlendirilmesine karşılık basınç Paskal (Pa)(N/m2) = kg./ms2 türetilmiş ölçü birimi ile ölçülür ve değerlendirilir.Buna göre:

 

105 N/m2 = 1 Bar

1 Bar = 100000 Pa

1 atm = 760 mmHg = 10336 mmSS = 1,0336 kg/cm2

1 Bar = 750 mmHg = 10200 mmSS = 750 torr

1 atm = 1,01333 Bar

1 atm = 101333 Pa = 101,333 kPa = 0,101333 MPa

1 Bar = 100000 Pa = 100 kPa = 0,1 MPa

 

 

MUTLAK BASINÇ (ALT BASINÇ);
Basınç yönünden mutlak sıfır noktasına göre ölçülen basınç değerine mutlak basınç denir.Yukarda da açıklandığı üzere deniz seviyesinde atmosfer havasının mutlak basıncı veya toplam basıncı:

 

1 atm = 1.0336 kg/cm2 = 1.0133 Bar = 101333 Pascal

olarak ve hatırlatılmak üzere tekraren verilmiştir.

 

MANOMETRİK BASINÇ (ÜST BASINÇ);
Kapalı kaplarda basınç bir manometre ile ölçülür.Ölçme yaptığımız kapalı basınçlı kap atmosfer havası içinde veya ortamında olduğuna göre manometreler genellikle atmosfer basıncına eşit bir basınç değerini sıfır (0) olarak gösterir.Dolayısı ile manometreler atmosfer basıncının üstündeki basınç değerlerini gösterir.Bu açıklamalardan sonra mutlak basınç ile manometrik basınç arasındaki bağlantı:

 

Mutlak Basınç = Manometrik Basınç + 1 atmManometrik Basınç = Mutlak Basınç – 1 atmBu açıklamaların ışığı altında Kuvvet ve Basınç Ölçü Birimleri arasındaki sayısal değerler,aşağıda ayrı birer çizelge halinde verilmiştir.Bu çizelgelerdeki sayısal değerler,kuvvet ve basınç ile ilgili değişik ölçü birimlerinin değerlendirilmesinde okuyucuya kolaylık sağlayacaktır.

 

 

SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE SOĞUTUCU AKIŞKAN ŞARJI ve DEŞARJI

 ÖZET;
Soğutma
sistemlerinde soğutucu akışkan şarjı ve deşarjı hem sistem verimliliği hem de ekonomik anlamda çok önemli bir konudur. Soğutucu akışkanların atmosfere deşarjı çevre yönünden zararlıdır ve ekonomik değer kaybına neden olur. Soğutucu akışkanlar soğutma sistemlerinden kontrol altında deşarj edilmeli ve yeniden kullanılmak üzere  ıslah edilmelidirler. Soğutma devrelerinin mümkün olduğunca daha az miktarda soğutucu akışkanla soğutma görevlerini yapabilecek ölçü ve boyutlarda dizaynı ile tesis ve teçhiz edilmesi de önemlidir. Bu çalışmada soğutucu akışkan şarjı ve deşarjı detaylı bir şekilde açıklanmıştır.

 

GİRİŞ;
İnsan vücudu için yaşam sıvısı kanın önemi ne ise,soğutma sistemi için de; bir soğutucu akışkanın önemi aynı ayar ve derecededir.Önemi bu mahiyette olan bir soğutucu akışkan termodinamik çevrim esasına göre bir düşük sıcaklık bölgesinden bir yüksek sıcaklık bölgesine ısı pompalanmasında kullanılan soğutma sistemleri için bir esas ısı taşıyıcı ortamdır.Bir soğutucu akışkan ısı pompalanmasında, diğer bir deyimle soğutma sisteminde; ısı taşıyıcı ortam veya vasıta olarak kendine düşen görevini soğutucu ünitede buharlaşmak (ısı almak) ve kondanserde yoğuşmak (ısı atmak) sureti ile yapar.

 Soğutucu akışkanlar genel olarak duyulur ve gizli ısı, doyma sıcaklığı ve basıncı,özgül hacım ve özgül ağırlığı ile, diğer hususlar bakımından su ile, benzer ve aynı özelliklere sahiptir. Ancak soğutucu akışkanlar genellikle çok düşük kaynama sıcaklıklarında olduklarından atmosfer basıncında ve normal sıcaklıklarda sıvı durumunda değil de,buhar durumunda bulunurlar. Bugün için kullanılabilecek durumda olan bir çok soğutucu akışkan mevcuttur. Fakat bazı soğutucu akışkanlar,uygun olmayan özellikleri ile, çevreye ve hele de dünyamızın ozon şemsiyesine zarar vermeleri esas alındığında; kullanılma alanları sınırlanmakta veya sıfırlanmak ya da yasaklanmaktadır. İşte bu nedenlerle de;soğutma sistemlerinin sürdürülebilir etkili ve verimli çalışmalarına esas teşkil eden soğutucu akışkanların soğutma sistemlerinde şarj’ı ve deşarj’ı önem kazanmaktadır.Ayrıca, çevreye ve hele de dünyamızın ozon şemsiyesine zarar veren bazı soğutucu akışkanların atmosfere deşarjı yerine kontrol altına alınarak stoklanması ile, ıslah edilerek yeniden kullanılması son derece de önem kazanmaktadır. Esasen deşarj sırasında tüm soğutucu akışkanların kontrol altına alınarak stoklanması ile, ıslah edilerek yeniden kullanılması da önem verilmesi gereken bir ekonomik unsur ve bir avantajdır. 

BASİT SOĞUTMA DEVRESİ;
Basit soğutma devresi aslında tek kademeli bir soğutma devresi olup, öncelikle; ev ve ticari tür buz dolapları ile, meşrubat soğutucular olmak üzere, soğuk depoculukta besin ürünlerinin soğuk ve donmuş muhafazası ile, klima tekniğinde ve çeşitli endüstriyel soğutma uygulamalarında genellikle kullanılır. Ayrıca, büyük boyutlu ticari tür donmuş depolar ile, çok özel derin dondurucularda çift kademeli soğutma devreleri ile, Kas – Kat sistem soğutma devreleri de uygulama alanı bulmaktadır.

Tek kademeli bir soğutma devresi basit hali ve ana üniteleri ile Şekil-1’de şema halinde verilmiştir. Bu şekilden de anlaşılacağı üzere, tek kademeli bir soğutma devresi esas itibari ile;1.Soğutucu ünite,
  1. Emme hattı,
  2. Kompresör,
  3. Basma hattı,
  4. Kondanser,
  5. Sıvı tankı (Receiver)
  6. Sıvı hattı ve
  7. Genleşme valfi veya kılcal,
olmak üzere sekiz ayrı üniteden oluşmaktadır. Bu ünitelerden her birinin soğutma devresindeki görevi aşağıda ayrı ayrı açıklanmıştır.

 

1.Soğutucu Ünite;
Belirli bir ısı transfer yüzeyinde olup, soğutulan mekandan gerekli ısı transferini sağlayarak sirkülasyon halindeki soğutucu akışkanı buharlaştırır. Bu işlem sırasında soğutulan mekan havasının ısı tutumu azalır, soğutucu akışkanın ise ısı tutumu artar. Sonuç olarak, ısı tutumu azalan mekan havasının sıcaklığı azalır ve işlemin devamı halinde soğutma olayı gerçekleşir.

 

2.Emme Hattı;
Soğutucu ünitede buharlaşan düşük basınçlı soğuk soğutucu akışkan buharının kompresör emişine taşınma yoludur.

 

3.Kompresör;
Soğutucu ünitede buharlaşan düşük basınçlı soğuk soğutucu akışkan buharını emerek yüksek basınç ve sıcaklık altında kondansere basar. Kompresör bu görevini yaparken emme ve basma tulumba (pompa) gibi rol oynar.

 

4.Basma Hattı;
Kompresörün emip bastığı yüksek basınç ve sıcaklık altındaki soğutucu akışkan kızgın buharının kondansere sevk yoludur.

 

5.Kondanser;
Soğutucu ünitede olduğu gibi belirli bir ısı transfer yüzeyinde olup, ancak soğutucu ünitede olan işlemin aksine; yüksek basınçlı sıcak soğutucu akışkan buharından kondans ortamına, yani; yoğuşma ortamına ısı transferini sağlar. Yoğuşma ortamı su veya atmosfer havasıdır. Yoğuşma sırasında ısı tutumu kaybı olan yüksek basınçlı sıcak soğutucu akışkan buharı, önce kızgın buhar durumundan doymuş buhar durumuna, daha sonra da sıvı durumuna dönüşür.

 

6.Sıvı Tankı;
Kondanserde yoğuşan sıvı soğutucu akışkan, soğutma olayının sürekliliği için, sınırlı miktarda da olsa, sıvı tankında toplanmalı ve ayrıca BOR vb. hizmetler için soğutma devresindeki soğutucu akışkanı stoklama hacmında olmalıdır. Genleşme velfi yerine kılcal boru ile yetinildiği küçük boyutlu soğutma sistemlerinde sıvı tankı yerine drayer veya kondanserin uygun boyutlandırılmış likit kolektörü de çift amaçlı olarak kullanılabilir.

 

7.Sıvı Hattı;
Kondanserde yoğuşup sıvı tankında sınırlı miktarda toplanan sıvı soğutucu akışkanın genleşme valfine veya genleşme kılcal borusuna taşınması yoludur.

 

8.Genleşme Valfi;
Genleşme valfinde sıvı soğutucu akışkan aniden genleşip, soğutucu üniteye yayılırken kısmen buharlaşır.Bu ani genleşme sırasında kısmen buharlaşan soğutucu akışkanın basıncı, dolayısı ile, sıcaklığı düşer. Genleşme çok ani olduğu için soğutucu akışkanın ısı tutumunda herhangi bir değişiklik olmadığı kabul edilir. Genleşme valflerinin elle kumandalı, şamandıralı, termostatik duyargalı ve kapasite ayarlı türleri olduğu gibi, elektronik kumandalı türleri de geliştirilmiştir. Ancak, ev ve ticari buzdolapları ile, küçük boyutlu soğutucularda maliyet indirimi ve sadelik amacı ile, kılcal borular da genleşme valfi yerine kullanılabilir.  

 

 

 

Şekil-1. Tek Kademeli Soğutma Devresi

Tek kademeli soğutma devresine ait Şekil-1.’de verilen şemanın tetkikinden de anlaşılacağı üzere soğutucu ünitede soğutulması istenen mekan havasından emilen Qo ısı miktarı ile kompresörün tüketim gücünün eşdeğeri Qm ısı miktarı soğutma devresinde sirküle eden soğutucu akışkan tarafından absorbe edilmekte ve Qk = Qo + Qm  toplam ısı miktarı ise kondanserde çevreye atılmaktadır.

 

Soğutma devresinde sirküle eden soğutucu akışkan, soğutulması istenen mekan havasından soğutucu ünitede aldığı ısı sonucu düşük basınç ve sıcaklık altında buharlaşarak, kompresörde ise bir miktar daha tahrik enerjisi ısısı alarak yüksek basınç ve sıcaklık altında kızgın buhar durumuna gelip, kondanserde ise mevcut ısısını çevreye atmak sureti ile, yoğuşarak soğutma görevini yapmaktadır.

 

 

Bu açıklamalardan sonra, soğutma olayını termodinamik yönden aşağıda Şekil-2.’de verilen LnP-h  (basınç-entalpi)  diyagramından daha basit ve kolay bir şekilde izleyebiliriz.

 

Tek kademeli soğutma devresi çevrimi olarak Şekil-2.’de verilen bu LnP-h diyagramı üzerinde;

 

CD eğrisi kompresörde sıkıştırma,

DA doğrusu kondanserde yoğuşturma,

AB doğrusu genleşme valfinde genleşme (termodinamik kısma)

BC doğrusu soğutucu ünitede buharlaşma,

 

Olaylarını açıklamaktadır.

 

Soğutma devresinde 1 kg. soğutucu akışkan sirkülasyonunu esas aldığımızda;

 

qo = hc – ha     soğutma miktarı, W

qm = hd – hc    kompresör tüketim enerjisi, W

 

 

Şekil-2.Tek Kademeli Soğutma Çevrimi (LnP-h Diyagramı)

 

qk = hd – ha      kondanser yoğuşturma kapasitesi, W

olarak görülmektedir.

 

Ayrıca açıklamak gerekirse teorik esaslar altında herhangi bir soğutma devresinde;

 

qk = qo + qm     veya

Qk = Qo + Qm

 

Bağıntılarının da mevcudiyetini göz önüne almalı ve hatırlamalıyız.

 
SOĞUTUCU AKIŞKANLAR;
Yukarıda da konu edildiği gibi soğutucu akışkanlar buharlaşma ve yoğuşma faz değişimi uygulaması ile soğutma sistemlerinde soğutma görevini yapar. Ancak soğutma sisteminin ısı pompası olarak kullanılması durumunda ise bu defa ısıtma görevini de yapar.

 

Soğutucu akışkanlar çok çeşitli olmakla beraber son yıllara kadar ülkemizde;

 

R – 11,    Trikloroflorometan..........CCl3F

R – 12,    Diklorodiflorometan........CCl2F2

R – 13,    Klorotriflorometan..........CClF3

R – 22,    Kloroflorometan..............CHClF2

R – 502,  (R-22/R-115)(48,8/51,2)..............Azeotrop karışım

R – 717   Amonyak, NH3

 

Hatırlatma; R – 115, Kloropentalfloroetan.....CCl2CF3

 

Soğutucu akışkan olarak genellikle kullanılma ortamı bulmuştur. Bu soğutucu akışkanlardan amonyak, atmosfer havasında sıfır ömürlü olup, atmosfer havası yönünden (!) çevre dostu bir soğutucu akışkandır. Diğer soğutucu akışkanlar, yani; bünyelerinde klor bulunan soğutucu akışkanlar, klor mevcudiyetine göre atmosferde uzun ömürlü soğutucu akışkanlar olup, yer yüzünden yaklaşık 20 km. ile 40 km. yüksekliklerde (stratosferde) mevcut ozon tabakasında veya ozonosferde bozulmalara ve adeta delinme mahiyetinde yoğunluk kaybına yol açmaktadır. Atmosfer ekvatorda 8 km., kutuplarda ise 12 km. yükseklikte olup, dolayısı ile yoğunluk olarak daha hafif atmosfere sahip kutuplarda ozonosferde bozulmalar öncelikli olarak ortaya çıkmaktadır. Ozon bir gaz olarak O3 ifadesi ile sembolize edilmekte olup, yer yüzünden 20 km. ile 40 km. yüksekliklerde:

 

O + O2    O3

 

ifadesi ile açıklandığı gibi oluşmakta, bir ozon tabakası veya ozonosfer olarak, yaşam için çok zararlı güneş ışınları arasında yer alan morötesi radyasyonunu yutarak yer yüzünü bir koruma altına almaktadır.

 

Bünyesinde klor (Cl) bulunan atmosferde uzun ömürlü soğutucu akışkanlar zamanla bileşenlerinden ayrışarak yeryüzünden ve atmosferden yukarıya doğru yükselir. Ancak bileşenler ozon tabakasına kadar yükseldiğinde:

 

Cl + O3     ClO + O2

 

ifadesinden de görüleceği üzere zayıf klor oksit molokülü ile oksijen molokülünü oluşturur. Böyle bir olayın devamlılığı zamanla ozonosferde bozuşmalara ve adeta delinmelere yol açar.

 

İşte bu nedenledir ki, 1985 yılında ilk olarak Güney Kutbu üzerinde OZONOSFER’de bozuşma ve zayıflamanın saptanması ile, müteakip saptamalara da dayanılarak 1987 yılında Montreal Protokolü ile bünyesinde klor bulunan soğutucu akışkanların tüketimlerinin sınırlandırılmasına karar verilmiş, ancak 1995 yılında Avrupa Birliği Ülkelerince bu tür soğutucu akışkanların tüketimlerinin yasaklanmasına karar verilmiş, 1996 yılında gelişmiş ülkelerce kişi başına 0,3 kg/yıl miktarını geçmemek kaydı ile bu tür soğutucu akışkanların tüketimlerinin sınırlandırılmasına karar verilmiştir.

 

Bugün için başta Avrupa Birliği Ülkeleri ile, gelişmiş endüstriyel ülkelerde R-11 ve R-12 üretimi ve tüketimi yapılmamaktadır. Ancak ozon şemsiyesine (ozonosfer) daha az zarar verdiği gerekçesi ile R-22’nin soğutucu akışkan olarak bir süre daha kullanılacağı görülmektedir,

 

ALTERNATİF SOĞUTUCU AKIŞKANLAR;
Yukarda konu edilen soğutucu akışkanların ozonosfere zarar vermesi üzerine, ozon şemsiyesine zarar vermeyecek soğutucu akışkanların geliştirilmesi yoluna gidilmiştir. Örneğin;


R – 11  yerine,   henüz alternatifi yok.

R – 12  yerine,   R – 134a    CH2FCF,   Tetrafloroetan

    “           “              R – 600a    CH(CH3)3 ,   İzobutan

R – 13 yerine,    R – 170      CH3CH3,      Etan

R – 22 yerine,    R – 404A   (R-143a/R-125/R-134a)(44/52/4)

R – 502 yerine,   R – 407C     (R-32/R-125/R-134a)(23/25/52)

    “           “              R – 290      CH3CH2CH3,  Propan

 

alternatif soğutucu akışkan olarak kullanılmaktadır.

 

Hatırlatma;

R – 143a , Trifloroetan ,     CH3CF3

R – 125 ,   Pentafloroetan,  CHF2CF3

R – 32 ,     Diflorometan ,   CH2F2

 

Bu alternatif soğutucu akışkanlardan R-134a ve R-404A ile R-407C bugün için ülkemizde genellikle kullanılmaktadır. R-134a buzdolaplarında, klima cihazlarında ve soğuk (taze) muhafaza soğuk depolarında, R-404A ile R-407C ise derin dondurucularda ve donmuş nakil araçları ile donmuş muhafaza depolarında uygulama alanı bulmaktadır.Bugün için alternatifine ihtiyaç olmayan R-717 (amonyak,NH3) soğutucu akışkan olarak büyük boyutlu ticari tür soğuk ve donmuş depolarla buz fabrikalarında uygulama alanı bulmaktadır.

 

SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE SOĞUTUCU AKIŞKAN ŞARJI;
Soğutma sistemlerinde soğutucu akışkan şarjı ile, istenilen soğutma koşullarının elde edilmesi önemlidir. Bu amaçla, öncelikle soğutucu akışkanların taşınma durumları ile, bir büyük tüp veya tanktan bir küçük tüpe veya tüplere aktarılması da önemli olmasının yanında, mevcut soğutucu akışkan tüplerinden soğutma sistemlerine soğutucu akışkan verilmesi soğutma sisteminin türüne ve yapısına göre ayrı bir özellik ve önem arz eder.

Soğutucu Akışkan Tüpleri;
Atmosfer basıncı altında kaynama sıcaklığı +350C’den daha düşük olan bütün soğutucu akışkanlar çeşitli büyüklüklerde basınçlı gaz tüplerinde ve sıvılaştırılmış olarak muhafaza edilirler. Soğutucu akışkan tüpleri, yüksek sıcaklıklarda ve aşırı basınç altında patlama ve infilak tehlikesini önlemek için eriyebilir veya açılabilir özel bir güvenlik tapası ile teçhiz edilirler.

 

      

Yüksek sıcaklık ve basınç altında bu güvenlik tapası eriyerek veya açılarak patlama veya infilak tehlikesini  önler.

 

Soğutucu akışkan tüplerinin muhafaza edilmesinde veya taşınmasında genel olarak aşağıda belirtilen hususlara dikkat edilmelidir.

 

1-Herhangi bir nedenle tüpleri düşürmeyiniz veya birbirine çarpmayınız

2-Taşıma veya stoklama işleminde tüp valflerinin tam kapalı olmasına dikkat ediniz. Mevcut olması halinde valf muhafaza kapaklarını da yerlerine takınız.

3-Soğutucu akışkan tüplerinde doluluk oranının azami yüzde seksen olmasına veya yüzde yirmi oranında boşluk bulundurulmasına dikkat ediniz.

4-Tüpleri soğutucu akışkan muhafazasından başka bir amaçla kullanmayınız.

5-Güvenlik tapa veya sistemlerini bilinçsiz kurcalamayınız.

6-Herhangi bir soğutucu akışkan tüpü kısmen de olsa + 500C sıcaklığın üstünde bir sıcaklığa maruz bırakılmamalıdır.

 

Tüp’ten Tüp’e Soğutucu Akışkan Nakli;
Soğutucu akışkanlar uygun şekilde çeşitli büyüklükteki tüplerde soğutma Piyasasına arz edilebilir. Bu durumda soğutucu akışkanları önce büyük tüplerle satın almak ve kullanma sırasında bu büyük  tüplerden küçük tüplere aktarmak veya nakletmek daha uygun olur.Böyle bir durumda bir büyük tüpten bir küçük tüpe

soğutucu akışkan nakletmek amacı ile tertip edilebilecek basit bir sistem aşağıda Şekil-3.’de

şema halinde verilmiştir.

 

Bu şekilde verilen şema üzerinden de izleneceği üzere, bir büyük tüpten bir küçük tüpe soğutucu akışkan nakletmek için; önce büyük tüp uygun bir yere baş aşağı durumda bağlanır ve sonra küçük tüp uygun bir platformlu kantar üzerine oturtulur. Gerekli irtibat boruları veya hortumları bağlanır. Bundan sonra da  B, D ve C valfleri açılarak vakum pompası çalıştırılır.

 

Elde edilebilir azami vakuma erişilince C ve B valfleri kapanır ve E valfi açılır.Bu durumda B valfi kontrol altında açılıp kapatılarak küçük tüpe soğutucu akışkan nakli sağlanır. Küçük tüpe  azami yüzde seksen dolulukla soğutucu akışkan doldurulduğunda B ve D valfleri ile E valfi kapatılır ve böylece küçük tüp kantar platformundan alınarak kullanıma arz edilir.

 

Şekil-3. Büyük Tüpten Küçük Tüpe Soğutucu Akışkan Nakli

 

Ev Buzdolaplarında Hava Tahliyesi ve Soğutucu Akışkan Şarjı;
İmalatı yeni tamamlanmış bir ev buzdolabının soğutma sisteminde henüz soğutucu akışkan yerine hava vardır.Bu nedenle sistem soğutmaya hazır değildir.Çünkü soğutma işlemi için sistemin soğutucu akışkana ihtiyacı vardır.Aynı şekilde,imalatı yeni tamamlanmış bir ev buzdolabında olduğu gibi herhangi bir kaçak veya arıza sonucu soğutucu akışkanı yok olmuş bir ev buzdolabında da soğutma sistemi soğutma işlemini yapamaz.

 

Bu nedenle bu gibi durumlarda öncelikle soğutma sisteminde mevcut kaçak yeri tespit edilerek giderilir ve arıza ile ilgili gerekli bakım, onarım ve revizyon yapılarak soğutma sistemi çalıştırılabilir duruma getirilir.

 

Gerek yeni imalatı tamamlanmış ve gerekse kaçak veya arıza nedeni ile bakım, onarım ve revizyonu tamamlanmış bir ev buzdolabına soğutucu akışkan vermeden önce soğutma sisteminin mevcut havasının tahliyesi gerekir. Havasının tahliyesinden sonra da soğutma sistemine soğutucu akışkan şarj edilir.

 

Bu amaçla değişik usuller uygulanmakla beraber genellikle basit hali ile Şekil-4.’de verilen sistem ve yöntem uygulanır.        

                                   

                                                                                              

 

Şekil-4.Ev Buzdolaplarında Hava Tahliyesi ve Soğutucu Akışkan Şarjı

 

Böyle bir sistem ve yöntemde A bir ev buzdolabının ekovatıdır. Ev buzdolapları için ekovat küçük bir kompresörü ve monofaze elektrik motoru ile birlikte tam kapalı bir sistem veya hermetik bir sistemdir. Bu sistemde mevcut ekovat üzerinde soğutucudan (buzluktan) emme için bir giriş, kondansere basmak için ise bir çıkış hattı bulunur.Ayrıca soğutma sisteminin havasını tahliye etmek ve soğutma sistemine soğutucu akışkan şarj etmek için de D gibi bir giriş ya da çıkış hattı da bulunur. Buzdolabı normal çalışır durumda iken D çıkış ya da giriş hattının ucu bir özel pens ile sıkıldıktan hemen sonra gümüş kaynağı ile tam kapatılmış, yani, sızdırmaz durumdadır. Buzdolabı soğutma sisteminin havasının tahliyesi ve soğutma sistemine soğutucu akışkan verilmesi istendiğinde bu D giriş ya da çıkış ucu, özel pens ile sıkılıp ezilen yerin hemen yanından (ekovat tarafından) kesilerek, eğer uygun uzunlukta ise gerekli rakor ve ünyon sistemi belirli bir havşalama sistemi ile, teçhiz edilir. D giriş ya da çıkış ucunun uygun uzunlukta kalmaması durumunda ise, bu uç gümüş kaynaklı yerinden ekovat borucuğundan sökülerek uygun uzunlukta bir uç ile değiştirilir ve ekovat borucuğuna gümüş kaynak yöntemi ile irtibatlandırılır. Müteakiben de yukarda konu edildiği gibi  belirli bir havşalama yöntemi ile, gerekli ve uygun ünyon ve rakor sistemi ile teçhiz edilir

 

Ev buzdolabı bu şekilde ekovatının D ucundan hava tahliyesine ve soğutucu akışkan şarjına hazır duruma getirildikten sonra, bir C (T) bağlantı sistemi ele alınır. Ele alınan bu C (T) bağlantı sistemi, uygun ve özel fleksible hortumlarla bir ucundan ev buzdolabı ekovatının D ünyon ve rakor bağlantılı özel ucuna, diğer ucundan vakum amacı ile kullanılacak B ekovatının emme tarafındaki G vanasına, irtibatlandırılır. Diğer üçüncü ucu ise, E (T) bağlantılı K manometre sisteminin bir ucuna bağlanır. E (T) bağlantılı K manometre sisteminin diğer bir ucu ise F soğutucu akışkan tüpünün J vanasına bağlanır. Böylece, ev buzdolabımız hava tahliyesine ve soğutucu akışkan şarjına hazır duruma getirilmiştir.

 

Aslında soğutma sistemlerinde hava tahliyesi için özellikle vakum pompaları kullanılır. Ancak ev buzdolapları ve benzeri küçük soğutma sistemlerinde kullanılmış, çalışır ve etkin bir ev buzdolabı ekovatı da vakum pompası yerine  kullanılabilir. Bu durumda ekovatın yağsız kalıp, sıkışma yapmaması ve motorunu yakmaması için belirli aralıklarla yağlama yağı takviyesi, daima göz önüne alınmalıdır.

 

Ev buzdolaplarında soğutucu akışkan olarak bugün için genellikle R-134a,dipfrizlerde ise R-404A vb. soğutucu akışkanlar kullanılır. Bu tür soğutucu akışkanlı soğutma sistemlerinde tesis ve teçhizat malzemesi olarak genellikle bakır ve bakır alaşımı malzeme ile krom nikelli çelik malzeme kullanılır. Bakır ve bakır alaşımı malzeme ile bakır borulama gümüş kaynak veya rakorlu birleştirme işlemine son derecede uygun ve müsaittir.

 

Bu açıklamalardan sonra Şekil-4.’de verilen şema üzerinden bir ev buzdolabında soğutma sisteminin havasının tahliyesi nasıl yapılır, inceleyelim. Bu amaçla öncelikle F soğutucu akışkan tüpünün J vanasının tam kapalı olmasına dikkat edilmelidir. Daha sonra vakum pompası olarak kullanılan B ekovatının G emme ve H basma valfleri açılır ve bu B ekovatı çalıştırılır. Bu durumda buz dolabının soğutma sisteminden ve bağlantı sisteminden hava tahliyesi başlamıştır. Hava tahliyesi bir vakum olayı olarak K manometresinden okunur. Aynı manometre soğutucu akışkan verme sırasında soğutma sistemine şarj olan soğutucu akışkanın emme basıncının durumunu da okumakta kullanılır. Bazı hallerde K manometresi yerine, biri emme tarafının vakumunu veya basıncını ölçmek, diğeri de basma tarafının basıncını ölçmek üzere yan yana ve ayrı olarak bağlanmış iki farklı manometre sistemi de düşünülebilir. Vakum pompası olarak kullanılan B ekovatının yapabileceği azami vakum değerine inildikten sonra G valfi kapatılarak B ekovatı stop ettirilir. Daha sonra da F soğutucu akışkan tüpünün J valfi açılarak soğutma sistemine soğutucu akışkan şarj edilmeye başlanır. Ayrıca F soğutucu akışkan tüpü hassas bir terazi platformuna oturtularak şarj olunan soğutucu akışkanın miktarı izlenebilir. Buzdolabı soğutma sisteminin, yani; A ekovatının çalışır durumda olması soğutucu akışkan verilmesi olayını çabuklaştırır. Soğutma sistemine yeter miktarda soğutucu akışkan verilince F soğutucu akışkan tüpünün J valfi kapatılır ve A ekovatı stop ettirilir veya kontrollu olarak çalıştırılması sürdürülür. Daha sonra A ekovatının  D çıkış ya da giriş ucu  ünyon ve rakor sistemli bağlantı sistemine en yakın yerinden özel bir pense veya özel ezici bir kıskaçla ezilir ve ezilen yerin hemen ucundan kesilir. Kesilen yer ise hemen hiç beklenilmeksizin gümüş kaynağı ile tam ve sızdırmaz bir biçimde kaynatılarak kapatılır. Böylece bir ev buzdolabının soğutma sistemine soğutucu akışkan verilmesi işlemi tamamlanmış ve soğutma sistemi soğutma işlemine hazır duruma gelmiş olmaktadır. Ayrıca, gümüş kaynağı yerine ünyon ve rakor bağlantı sisteminin ünyon ucuna bir kör rakor bağlanarak yada ünyon sökülerek yerinde kalan rakora bir kör tapa bağlanarak da bir ev buzdolabının soğutma sisteminin dışa karşı tam kapalılığı sağlanabilir. Gümüş kaynağı veya kör rakor ya da kör tapa ile soğutma devresini dışa karşı kapama işleminde A ekovatının çalışır durumda olması, işlem sırasında olası soğutucu akışkan kaçağının oldukça sınırlı seviyede kalmasını sonuçlandırır.

 

Ancak ve hele hele, bazı soğutucu akışkan türlerinin ozonosferde bozuşmalara ve zayıflamalara yol açtığı bilindiği halde ve ayrıca alternatif soğutucu akışkanların hidrokarbon molekülleri ihtiva ettiklerinde yanıcı oldukları da bilindiği halde, hiç tavsiye edilmemekle beraber ülkemizde, olanak olmaması, yani; hava tahliyesi için gerekli vakum pompası ya da vakum ekovatı olmaması gerekçe kabul edilerek bir ev buzdolabının ve hatta bir bakkal veya kasap dolabının soğutma sistemine havası çok farklı bir yöntemle tahliye edilerek, soğutucu akışkan şarj edilmesi de gündemdedir. Şöyle ki, önce içinde hava bulunan soğutma sistemine bir miktar soğutucu akışkan verilmekte ve daha sonra sistemde oluşan soğutucu akışkan ve hava karışımı diş havaya tahliye edilmekte ve bu işlem birkaç defa tekrarlanmakta, soğutma sistemindeki soğutucu akışkan ve hava karışımındaki hava miktarının yeter derecede azaldığına kanaat getirilince soğutma sistemine gerekli ve yeterli miktarda soğutucu akışkan şarj edilmektedir. Böyle bir  yöntemle soğutma sistemlerinde hava tahliyesi ve soğutucu akışkan şarjı soğutucu akışkanın türüne göre ozonosferi bozucu sonuçlar vermesi ya da yangın tehlikesi yaratması nedenlerinin yanında çok önemli bir ekonomik zayiat ve kayıptır.

Soğutma sistemine soğutucu akışkan verilirken A ekovatının çalışmaması, yani; stop durumunda olması halinde Şekil-4’de yer alan F soğutucu akışkan tüpü düşey (baş aşağı) olmalı, A ekovatının çalışır durumunda olması halinde ise aynı şekilde yer aldığı üzere dikey durumda olmalıdır.

 

Bakkal ve Kasap Tipi Vitrin Buzdolapları ile Küçük Soğuk Depolarda Hava Tahliyesi ve Soğutucu Akışkan Şarjı;
Bakkal ve kasap buzdolapları ile küçük soğuk depolar ev buzdolaplarına kıyasen daha büyük boyutlu olup, daha ağır şartlarda hizmet verirler. Bu durumda bu tür buzdolapları ile küçük soğuk depolar soğutma tesis ve teçhizatı bakımından özellik arz eder. Bu tür buzdolapları ile küçük soğuk depolarda hermetik veya yarı hermetik kompresör ile.pompalı yağlamalı yüksek devirli kayış kasnaklı kompresör kullanılması durumunda hava tahliyesi ve soğutucu akışkan şarjı ev buzdolaplarında belirtilen esas ve yöntem altında yapılır. Ancak bu defa soğutma sisteminde vakum amacı ile bir ekovat değil de özel bir vakum pompası ile hava tahliyesi yapılması yönüne gidilmelidir. Bu amaçla uygulanabilir bir vakumlama ve şarj sistemi Şekil-5’de şema halinde verilmiştir. Bu şemanın tetkikinden de anlaşılacağı üzere, hermetik ve yarı hermetik kompresör ile pompalı yağlamalı yüksek devirli kayış kasnaklı kompresör kullanılması durumunda bakkal ve kasap tipi vitrin buz dolapları ile küçük soğuk depolarda soğutma sistemlerinde hava tahliyesi ve soğutucu akışkan şarjı ev buzdolapları ile benzer esas ve yöntem altında yapılmaktadır.

 

Ancak bu tür soğutma sistemlerinde düşük devirli çarpmalı (pompasız) sistem yağlamalı kompresör kullanılması durumunda aşırı vakum altında çalışma durumunda kompresörde yağlama işleminde yetersizlik sorunu olmayacağından hava tahliyesi ve soğutucu akışkan şarjı çok daha basit bir esas ve yöntem altında yapılır. Bu esas ve yönteme göre, bu tür kompresörler, ayrı bir vakum pompası veya vakum ekovatına ihtiyaç duyulmadan, aynı zamanda soğutma devresinden hava tahliyesi amacı ile de kullanılabilir. Buna göre soğutma sisteminde bu tür kompresör kullanılması durumunda hava tahliyesi ve soğutucu akışkan şarjı için Şekil-6’da verilen esas ve yöntem uygulanır.

 

 

 

 Şekil-5.Vakum Pompalı Hava Tahliyesi ve Soğutucu Akışkan Şarj yöntemi

 

Bu tür kompresörlerde emme ve basma vanaları genellikle üç yolludur. Bunlardan üçüncü yol emme ve basma manometreleri ile emme ve basma basınç otomatiklerinin bağlanması için kullanılmakla beraber, basma vanasındaki üçüncü yol hava tahliyesi, emme vanasındaki üçüncü yol ise soğutucu akışkan şarjı ve kompresöre yağlama yağı verilmesi amacı ile de kullanılabilir. Ancak konuyu daha kolay açıklayabilmek için kompresörün emme ve basma üç yollu vanalarını Şekil-6’da belirtildiği gibi basit olarak iki yollu ve ayrıca hava tahliyesi ve soğutucu akışkan şarjı için de basma tarafına bir C vanası, emme tarafına ise bir B vanası bağladığımızı düşünelim. Bu durumda hava tahliyesi ve soğutucu akışkan şarj’ında aşağıda açıklanan yöntem izlenir.

Öncelikle hava tahliyesi için emme ve basma valfleri açık olmak kaydı ile soğutma kompresörü çalıştırılır. Daha sonra C hava tahliye vanası açılır ve müteakiben de D kondansere giriş vanası kapatılır. Ancak bu arada eğer soğutucu akışkan tüp düzeni soğutma sistemine bağlanmamış ise B valfi tam kapalı, bağlanmış ise B valfinin açık ve J valfinin tam kapalı olmasına dikkat edilmelidir. Soğutucu akışkan tüp düzeninin soğutma sistemine bağlı olması durumunda hava tahliyesi, hem hava tahliyesi sırasında oluşan vakum miktarının K manometresi ile okunmasına ve hem de tüp bağlantı düzenindeki havanın da ayrıca ve öncelikle tahliyesine imkan verir. Böylece daha etkili bir hava tahliyesi sağlanmış olur

 


 
Şekil-6.Soğutma Devresinin Kompresörü ile Hava Tahliyesi ve Soğutucu Akışkan Şarj’ı

 

Soğutma sisteminde yeter miktarda hava tahliyesi sağlandıktan sonra C hava tahliye valfi tam sızdırmaz bir biçimde kapatılır ve D kondansere giriş valfi açılır. Daha sonra da soğutucu akışkan tüpünün J valfi açılarak soğutma sistemine soğutucu akışkan şarj’ı sağlanır. Şarj sırasında K manometresi ile soğutucu akışkanın emme sıcaklık ve basıncı izlenir. Bu izleme sonucu soğutma sistemine yeter miktarda soğutucu akışkan sevk edildiği anlaşılınca başta soğutucu akışkan tüpünün J valfi olmak üzere B valfi tam sızdırmaz bir biçimde kapatılır ve soğutucu akışkan tüp düzeni soğutma sisteminden sökülerek alınır. Böylece soğutma sisteminde hava tahliyesi ve soğutucu akışkan şarjı işlemi tamamlanmış ve soğutma sistemi soğutma işlemine hazır duruma getirilmiş olmaktadır.

 

Merkezi Sistem ve Büyük Soğutma Sistemlerinde Hava Tahliyesi ve Soğutucu Akışkan Şarjı;
Merkezi sistem ve büyük boyutlu soğutma sistemlerinde hava tahliyesi ve soğutucu akışkan şarjı ayrı ve farklı bir önem arz eder. Bu tür soğutma sistemlerinde hava tahliyesi sırasında çeşitli valfler ve otomatikler hava tahliyesine mani olmayacak  ve hava tahliyesinin zarar görmeyecek bir biçimde devre dışı bırakılmış ve korunmuş olmalıdır.

 

Ayrıca, soğutma devresinde mevcut valf tij salmastraları ile kayış kasnaklı tür kompresör kullanılması durumunda boğaz körüklerinin (mekanik salmastralarının) aşırı vakumdan zarar görmemeleri için  soğutma devresi ve bilhassa kompresör karteri  aşırı vakum altında uzun süre bekletilmemelidir. Sistemin hava tahliyesi için soğutma devresinde mevcut kompresör türüne göre işlem yapılmalıdır. Kompresörün hermetik veya yarı hermetik kompresör ya da pompalı sistem yağlamalı ve açık tip (kayış kasnaklı) kompresör olması durumunda soğutma sisteminde hava tahliyesi ve soğutma sistemine hava verilmesi için daha büyük kapasitede vakum pompası kullanmak kaydı ile, genellikle Şekil-5’de verilen esas ve yöntem uygulanır. Ancak kompresörün çarpmalı sistem yağlamalı tür veya özel tedbirli ayrı bir elektrik motoru ile tahrik olunan pompalı tür yağlamalı kompresörlerde ve büyük boyutlu merkezi sistem soğutma devrelerinde bu defa ve ayrıcalıklı olarak Şekil-7’de şema halinde belirtilen esas ve usul uygulanır. Bu esas ve usulde de yine ve bu defa da Şekil-6’da belirtildiği gibi kompresör veya kompresörlerin çıkışında bulunması gerekli C hava tahliye valfi açılır ve kondanser girişinde veya kompresörün basma hattında bulunması gerekli D valfi kapatılır. Daha sonra da kompresör çalıştırılır. Ya da kompresör çalıştırılırken de yukarda belirtilen açma ve kapama işlemleri yapılabilir. C valfi açık ve D valfi kapalı durumda iken kompresörün çalışmaya devam etmesi soğutma sisteminde D valfinden itibaren kondanser, sıvı tankı, sıvı hattı, soğutucu üniteler ve emme hattındaki mevcut tüm havanın emilerek C valfinden atmosfere atılmasını sağlar. Sistemde yeter miktarda hava tahliyesi yapıldıktan sonra C hava tahliyesi valfi kapatılır. Artık, sıra soğutma devresine soğutucu akışkan şarjına gelmiştir. Bunun için, yani; soğutma sistemine soğutucu akışkan verilmesi için gerekli işlemleri Şekil-7. üzerinden izleyelim. Ne tür soğutma kompresörü kullanılırsa kullanılsın merkezi sistem büyük boyutlu soğuk depo ve soğutma sistemlerinde Şekil-7’de verilen şemada yer alan sistem ve yöntem aynen uygulanır. Bu açıklamalardan anlaşılacağı üzere soğutma sistemi vakum altında olduğunda bu şekilde yer alan C valfi ile J valfinin açılması sonucu F soğutucu akışkan tüpündeki  soğutucu akışkan soğutma devresine doğal olarak akmaya başlayacaktır.

Ancak bu arada B valfini, yani; sıvı tankının çıkışındaki valfi kapatacak olur isek soğutma sistemine F tüpünden akan soğutucu akışkan önce soğutucu ünitelere gidecek ve soğutucu ünitelerden de kompresör tarafından emilerek kondansere basılacak ve B valfi kapalı olduğundan da kondanser ve sıvı tankında stoklanacaktır.

Böylece devamlı olarak B valfinden itibaren sıvı hattı, soğutucu üniteler, emme hattı ve kompresör emişine kadar soğutma sisteminin vakum altında olması sağlanacaktır. Bunun sonucu olarak da soğutma sistemine soğutucu akışkan verilmesi çok daha kısa bir zamanda sağlanmış olacaktır. Soğutucu akışkan yetersizliği durumunda da soğutma sistemine soğutucu akışkan verilmesi veya takviyesi de aynı usul ve yöntem altında yapılır.

 

 


Şekil-7.Merkezi Sistem Soğutma Devrelerinde Hava Tahliyesi ve Soğutucu Akışkan Şarjı

 

Soğutma Sistemlerinde Soğutucu Akışkan Deşarjı;
Soğutma sistemlerinde soğutucu akışkan şarjının önemli olmasının yanında soğutucu akışkan deşarjı da son derecede önemlidir. Ancak, soğutma sistemlerinde soğutucu akışkan deşarjı denince, soğutucu akışkanın atmosfere atılması asla konu edilmemeli, kontrol ve kumanda altına alınarak stoklanması ve gerektiğinde ıslah edilerek yeniden kullanılması esas olmalıdır. Yukarıda soğutucu akışkanlar konusunda açıklandığı üzere soğutucu akışkanların önemli bir kısmı ozonosfere son derecede zararlıdır. Ozonosfere zararlı soğutucu akışkanların alternatifi soğutucu akışkanlar ise bünyelerinde genellikle hidrokarbon molokülleri ihtiva ettiklerinden şartlar oluştuğunda yanıcıdır, parlayıcıdır ve patlayıcıdır.

 

Bu nedenlerle, gerek ozonosfere zararlı soğutucu akışkanlar olsun ve gerekse ozonosfere zararlı soğutucu akışkanların alternatifi soğutucu akışkanlar olsun, genelde ve esasta soğutucu akışkanların atmosfere deşarjı son derecede zararlıdır ve hatta son derecede tehlikelidir. Ayrıca soğutucu akışkanlar ne türden olursa olsun, genelde bir bedeli ve bir parasal değeri vardır. İşte bu nedenlerle, herhangi bir sebeple veya bakım, onarım ve revizyon öncesi soğutma devrelerinde mevcut soğutucu akışkanlar deşarj olunurken atmosfere deşarj edilmemeli, kontrol ve kumanda altına alınarak stoklanmalı ve gerektiğinde ıslah edilerek tekrar kullanıma arz edilmelidir. Herhangi bir soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkanın kontrol ve kumanda altında deşarjı ile stoklanmasında izlenen usul ve yöntem gazların sıvılaştırılmasında uygulanan termodinamik usul ve yöntem ile esasta benzerdir ve aynıdır.

 

Bu benzerlik ve esas altında soğutma sistemlerinde soğutucu akışkan deşarjı ve stoklanmasında uygulanan usul ve yöntem Şekil-8’de şema halinde açıklanmıştır. Bu şemanın tetkikinden de anlaşılacağı üzere soğutma sistemlerinde soğutucu akışkan deşarjı ve stoklanması amacı ile tasarlanan ve gazların sıvılaştırılmasına esas usul ve yöntemde A bir buzdolabı ekovatı, B kondanser (yoğuşturucu), C ekovatın emme tarafını soğutma devresine irtibatlandırma vana ve sistemi, D emme manometresi, E basma manometresi ve F ise deşarj edilecek soğutucu akışkanın stoklanması için vakuma alınmış soğutucu akışkan tüpüdür.

Şekil-8.Soğutma Sistemlerinde Soğutucu Akışkan Deşarj’ı ve Stoklanması

 

Böyle bir usul ve yöntemde soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkan A ekovatı vasıtası ile emilip, kondansere basılarak yoğuşturulur ve müteakiben de daha önceden vakuma alınmış F tüpüne sevk edilerek stoklanır. Böyle bir işlem sırasında emme ve basma basınçları D ve E manometreleri ile izlenir. Bu arada, ekovatta yağlama yağının seviyesi ve miktarı da özel olarak ekovata teçhiz edilmiş G gözetleme camından (müşir’inden) takip ve kontrol edilmelidir. Çünkü böyle bir sistemde işlem doğrusal olup, çevrim esasına göre dönel değildir.

 

Bu nedenle A ekovatında zamanla yağlama yağı kaybı olur. Her on ila on beş operasyonda ekovata yağlama yağı takviyesi yapılması gerekli görülmektedir. Bir ev buzdolabı ekovatı yaklaşık 0,350 litre yağlama yağı alır. Ancak farklı büyüklükteki her ekovatın kendine özgü miktar ve hacımda yağlama yağı gereksinimi olduğu da hatırlanmalıdır.

 

Yukarda Şekil-8’de açıklanan soğutma sistemlerinde soğutucu akışkan deşarjı ve stoklanması yönteminde F tüpünde stoklanan soğutucu akışkanda kompresör yağlama yağı ve nem ile çeşitli ve kirli yabancı maddeler olabilir. Bu durumda aşağıda Şekil-9’da verilen şema ile açıklanan ıslah ve temizleme yöntemi uygulanır.

 

 

Böyle bir ıslah ve temizleme yönteminde F tüpünde stoklanan deşarj ürünü soğutucu akışkan, daha önce Şekil-8.’de açıklanan usul ve yöntem altında, emilerek buharlaşturılır ve tekrar yoğuşturularak H tüpünde stoklanır ve kullanıma arz edilmek üzere hazır duruma getirilir.

 

 

Buharlaştırılarak F tüpünden emilen soğutucu akışkandan arta kalan yağ ve nem yoğuşması (su)  bu F tüpünde kalır. Ayrıca T temizleme filtresinde de kirli ve yabancı maddeler tutulur tekrar kullanılmak üzere F tüpü valfi açılarak baş aşağı getirilerek içindeki yağ ve varsa su tahliye edilir. T filtresi temizlenir veya bir yenisi ile değiştirilir. Böyle bir esas ve usul altında F tüpünden H tüpüne aktarılıp stoklanan soğutucu akışkan sade ve temiz olarak kullanıma hazır duruma getirilmiş ve çevreye olası zararları önlenmiş ve ekonomiye kazandırılmış olmaktadır.

Şekil-9.Deşarj Ürünü Soğutucu Akışkanın Islah ve Temizlenmesi

 

Soğutucu akışkan tüplerinde doluluk oranının azami yüzde seksen olmasının gerektiği hatırlanarak, soğutma devrelerinde deşarj edilip yoğuşturulmak sureti ile stoklanan soğutucu akışkan miktarı,doluluk oranının tespiti için soğutucu akışkan stok tüpü uygun bir baskül platformuna oturtulmalı ve stoklama sırasında devamlı olarak, izlenmeli ve kontrol altında tutulmalıdır.

 

Ancak bu durumda soğutucu akışkan stoklama tüpünün hacmi ile, yüzde seksen doluluk oranında ve soğutucu akışkanın türüne göre ağırlığının bilinmesine ihtiyaç olacaktır. İşte bu amaçla, sıvı durumundaki çeşitli soğutucu akışkanların +300C sıcaklık altındaki özgül ağırlıkları aşağıda bir çizelge halinde verilmiştir. Çünkü farklı özgül ağırlıktaki soğutucu akışkanlar eşit hacimli tüplerde yüzde seksen doluluk oranında farklı ağırlık değerleri vereceklerdir.

 

Soğutucu akışkanın özgül ağırlığı ile,stoklama tüpünün hacmi bilindiğinde yüzde seksen doluluk oranındaki soğutucu akışkanın ağırlık miktarı basit bir hesap yöntemi ile tayin ve tespit edilebilir.

 

Bazı Soğutucu Akışkanların 30 °C sıcaklık Altındaki Özgül Ağırlıklar

Akışkan Türü             R-11   R-12   R-134a   R-600a   R-22   R-502  R-404A  R-407C  R-717

Özgül ağırlık,kg./lt     1.461  1,292  1,187     0,544    1,170  1,192   1,023    1,117    0,596

 

SONUÇ VE ÖNERİLER;  
Soğutma sistemlerinde soğutucu akışkan şarj ve deşarjı, yukarda konu edilen açıklamalardan anlaşılacağı üzere çevre kirliğinin önlenmesi ile ekonomik değerlerin korunması yönünden son derecede önemlidir. Ancak, soğutucu akışkanların atmosfere deşarjı çevre yönünden zararlı ve ayrıca ekonomik değer kaybı olduğuna göre soğutma sistemlerinden kumanda ve kontrol altında deşarj edilip yeniden kullanılmak üzere stoklanıp ıslah edilmeleri yanında soğutma devrelerinin olanak oranında daha az miktarda soğutucu akışkanla soğutma görevlerini yapabilecek ölçü ve boyutlarda dizaynı ile tesis ve teçhiz edilmesi de önem kazanmaktadır. Ayrıca, soğutma devrelerinin tesis ve teçhizat olarak son derecede sağlam yapılı ve etkili olması, basit koşullarda bakım, onarım ve revizyona ihtiyaç göstermemesi ve basit koşullarda soğutucu akışkan kaçağına neden yaratmaması da son derecede önemlidir. Bu hususta özellikle de önemli olan, daha küçük soğutucu akışkan taşıma hacimli soğutma devresi tesis ve teçhizatının yapılması ile, soğutma devrelerindeki soğutucu akışkanların olanak oranında atmosfere deşarj edilmemesi veya kontrol ve kumanda dışı herhangi bir nedenle atmosfere kaçırılmamasına özen gösterilmesidir..


Öte yandan, soğutma devrelerinde soğutucu akışkan kaçağının olmaması veya önlenmesi ne kadar önemli ise, soğutma devresindeki soğutucu akışkana atmosfer havasından sızma olmaması da o kadar önemlidir. Soğutucu ünitede buharlaşma basıncının atmosfer basıncından düşük olması durumunda, atmosfer havası soğutma devresinin alçak basınç tarafından sızma yaparak dolaşım halindeki soğutucu akışkanla karışır ve böylece soğutma devresinin etkinliği azalır, ayrıca basma basıncı da yükselir. Böylesi olası durumların önlenmesi için soğutma devrelerinde soğutucu akışkan buharlaşma basıncı en çok atmosfer basıncına eşit veya atmosfer basıncından daha yüksek olacak durumda proje koşulu belirlenmeli ve buna göre de soğutucu akışkan türü seçilmelidir.

 

Soğutma devresinde mevcut ve dolaşım halindeki soğutucu akışkana atmosfer havası sızması durumunda gerek emme basıncı ve gerekse basma basıncı, termodinamik tablolarda sıcaklığa göre yer alan basınç değerlerinden daha yüksek değerlerde olur. Soğutma devresinde mevcut ve dolaşım halindeki soğutucu akışkana, örneğin azot vb. yabancı gazların karışması durumunda da emme ve basma basınçlarında benzer şekilde yükselmeler olur. Ancak soğutucu akışkanla birlikte soğutma devresinde atmosfer havasının da dolaşması durumunda  atmosfer havasında mevcut nemin yoğuşması ve buzlaşması ile, başta genleşme valfi olmak üzere dar boğaz teşkil eden yer ve yörelerde tıkanmalar olur. İşte bu nedenlerle de soğutma devrelerinde soğutucu akışkan şarj edilmesi ile deşarj edilmesi ve ayrıca soğutucu akışkan seçimi son derecede önemlidir.

 

SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE KOMPRESÖRE YOL VERME, STOP  ETTİRME VE SIVI SOĞUTUCU AKIŞKAN TUTMA

 

ÖZET;
Soğutma kompresörlerinde vuruntu olmaması için sıvıların sıkıştırılamayacağı özelliği hatırlanmalıdır. Buna göre kompresör emişinde sıvı soğutucu akışkan bulunmaması için tedbirler alınmalıdır. Ayrıca soğutma sisteminin vakum altında olmamasına dikkat edilmelidir. Kompresöre yol verme ve stop ettirmede bu hususlar dikkate alınmalıdır. Bu çalışmada bu konular detaylandırılmıştır.

 

GİRİŞ;
Sıvılar sıkıştırılamayacağından herhangi bir soğutma sisteminde kompresör emişinde ve karterinde kısmen veya tamamen sıvı durumunda soğutucu akışkan bulunmamalı, bu bölgelerde soğutucu akışkan tamamen buhar durumunda olmalıdır. Kompresör emişinde sıvı soğutucu akışkan bulunması kompresörde vuruntu, hatta çok tehlikeli vuruntu olayına sebep olur.

 

Bunun dışında emme tarafında bulunan sıvı soğutucu akışkanın buharlaşması ile kompresör emme basıncı yükselir ve böylece kompresör aşırı zorlanma ile yüz yüze kalır. Ayrıca, özellikle merkezi sistem ve büyük boyutlu amonyaklı sistem soğutma tesislerinin yüksek basınç tarafında basınç 16 atmosferi, yani; 15 atü’yü geçmemelidir. Çünkü amonyaklı tür soğutma sistemleri büyük boyutlu olduklarından genellikle 25 atm. tecrübe basıncı ve 16 atm. İşletme basıncına göre projelendirilip, imal ve monte edilirler. Buna göre işletme basıncının 16 atm’i geçmesi durumunda  soğutma sistemi basınç yönünden kontrol altına alınmalı ve gerektiğinde otomatik olarak stop ettirilmelidir.

 

Merkezi sistem ve büyük boyutlu amonyaklı soğutma sistemlerinde tesis ve teçhizatın tecrübe ve işletme basınçları yukarda açıklandığı gibi uygulanmakla beraber sınırlı boyutlu freon ve halojenli soğutma sistemlerinde tecrübe ve işletme basınçları soğutucu akışkanın türü ve basınç özellikleri ile kondanserde yoğuşturma (hava veya su yardımlı) yöntemine göre değişir.

 

Diğer taraftan soğutma sisteminin emme tarafında basınç 1 atmosferin altına, yani vakuma düşerse, sistem atmosfer basıncının etkisi altında kalabilir. Bu etki, bilhassa kayış kasnaklı tür soğutma kompresörlerinin boğaz körüklerinde ve ayrıca çeşitli valflerin açma ve kapama tij salmastralarında etkisini gösterir. Bu etki dolayısı ile atmosfer havası soğutma sistemine sızarak mevcut soğutucu akışkana nüfus edebilir. Ayrıca bu etki, kayış kasnaklı tür soğutma kompresörlerinin boğaz körükleri ile, soğutma devresinde mevcut olabilecek vana vb. açma ve kapama teçhizatı tijlerinde bulunan sızdırmazlık salmastralarının aşırı derecede zorlanmasına ve dolayısı ile kısa sürede yıpranıp sızdırmazlık görevlerini yapamamalarına neden olur. Diğer taraftan soğutma sisteminde soğutucu akışkanla birlikte atmosfer havasının da dolaşması sistemin soğutma tesirini düşürmesinin yanında normalin üstünde emme ve basma basıncı verir. Buna ilave olarak atmosfer havasındaki nem genleşme valfi ve soğutucu ünitede yoğuşup buzlaşarak tıkanma olayına ve dolayısı ile soğutma etkinliğinin sıfırlanmasına neden olunur.  

 

Böylesi sorunlara neden olunmamak için soğutma sistemlerinde emme basıncı, yani soğutucu ünitede buharlaşma basıncı asla atmosfer basıncının altına düşürülmemeli ve istenilen soğutma  koşullarına uygun soğutucu akışkan türü seçilmelidir.

 

SOĞUTMA KOMPRESÖRLERİNDE GÜVENLİK VE OTOMATİKLENDİRME;
Soğutma kompresörlerinde emme ve basma basınçları yanında değişken karter basınçları altında yağlama olayı da son derecede önemlidir.Soğutma kompresörlerinde karter hacmi emme hattı ile irtibatlı olduğundan karter basıncı emme basıncı ile eşit oluşur. Değişken bir emme basıncında karter basıncı da değişkendir. Bilhassa pompalı tip yağlamalı kompresörlerde yağ pompasının basma basıncı değişken karter basıncına bağlı olarak belirlenmektedir. Her halükarda yağ pompasının basma basıncı değişken karter basıncından en azından 1 veya 2 atm. yüksek olacak şekilde belirlenmeli ve hatta buna göre otomatiklendirilmelidir.

 

Bugün, soğutma kompresörlerinde yağlama yağı pompasının basma basıncını değişken karter basıncına göre kontrol altında tutan ve yağ pompasının basma basıncının karter basıncına belirli bir değerde yaklaşması halinde kompresörün otomatik olarak stop ettirilmesini sağlayan yağ otomatikleri mevcuttur.

 

Ayrıca soğutma sistemlerinde basma basıncının belirli bir değere yükselmesi halinde soğutma kompresörünü stop ettiren yüksek basınç otomatikleri, emme basıncının belirli bir değere inmesi halinde kompresörü stop ettiren alçak basınç otomatikleri veya emme otomatikleri yahut da vakum otomatikleri mevcuttur.

 

Pompalı sistem yağlamalı bir soğutma kompresörü üzerinde;

1 adet yüksek basınç otomatiği ile,

1 adet vakum otomatiği,

tesis edilmesinin gerekliliği yanında belirli boyutlardaki soğutma kompresörlerinde;

 

1 adet de yağlama yağı basınç otomatiği, muhakkak tesis edilmeli ve soğutma kompresörü bu otomatiklerle kontrol ve kumanda altına alınmalıdır.

Ayrıca, küçük kapasiteli soğutma kompresörleri dışında belirli ve büyük kapasiteli soğutma kompresörlerinde;

 

1 adet yağ basınç manometresi ve

1 adet yüksek basınç manometresi ile,

1 adet alçak basınç manometresi ve ayrıca,

1 adet yağ sıcaklığını ölçme termometresi ve

1 adet basma sıcaklığını ölçme termometresi ile,

1 adet emme sıcaklığını ölçme termometresi

 

tesis edilmeli ve böylece soğutma kompresörlerinin yağ basınç ve sıcaklığı ile, emme ve basma basınç ve sıcaklıkları da bu manometre ve termometrelerden izlenmelidir.

Kompresör basma tarafında aynı basınç olmasına rağmen kompresör basma sıcaklığı ile, soğutucu akışkanın kondanserden çıkış, yani sıvı tankı ve sıvı hattındaki sıvı sıcaklığı farklıdır. Doğal olarak, kompresörün bastığı kızgın buhar durumundaki soğutucu akışkanın sıcaklığı sıvı hattındaki sıvı soğutucu akışkan sıcaklığından daha yüksektir.

 

Bu farklı iki durum nedeni ile soğutma kompresörlerinde basma sıcaklığını ölçen termometreye ilave olarak sıvı tankından çıkan sıvı soğutucu akışkan hattına da bir sıcaklık termometresi de ilave edilmeli ve soğutucu ünitelere giden sıvı soğutucu akışkanın sıcaklığı da adım adım izlenmelidir.

 

KOMPRESÖRÜ STOP ETTİRME;
Konuyu öncelikle “Kompresöre Yol Verme”den girmemiz gerekirken  “Kompresörü Stop Ettirme”  konusunu ele almış bulunuyoruz. Bunun nedeni, belirli ve büyük soğutma kapasiteli ve bilhassa merkezi sistem çalışan soğutma sistemlerinde kompresöre güvenceli bir yol vermenin gerektirdiği hususlardan en önemlisinin kompresörü stop ettirirken uygulanması ve dikkat edilmesi gerekli bir husus olmasıdır.

 

Kompresörün emişinde sıvı soğutucu akışkan bulunmamasının gerektiğini ve nedenini yukarda açıklamıştık. Bu husus, yani kompresörün emiş hattında veya karterinde sıvı soğutucu akışkan bulunmasının en önemli sorunu, yani aşırı vuruntu ve aşırı yükleme durumu kompresöre yol verme sırasında kendini gösterir. Kompresörün emiş hattında veya karterinde yol verme sırasında sıvı soğutucu akışkan bulunmaması için kompresörü stop ettirirken alınması gerekli tedbirleri Şekil-1. üzerinden izleyelim.

Şekil-1.Kompresörü Stop Ettirme Yöntemi

Herhangi bir soğutma devresi bir veya birkaç soğutma kompresörünün çalışması ile soğutma işlevini yapabilir. Soğutma ihtiyacı azaldıkça kompresörler birer birer stop ettirilerek en sonunda tek bir kompresörle çalışma durumunda kalınabilir. İşte en önemli olan bu durumda kompresörün stop ettirilmesidir. Bu durumda kompresörü stop ettirmek için  Şekil-1. de belirtilen ve sıvı hattının sıvı tankı çıkışında yer alan B vanası öncelikle kapatılır ve böylece soğutucu ünitelere sıvı soğutucu akışkan gitmesi önlenir. Böylece, belirli bir süre sonunda B valfinden soğutucu ünitelere kadar yer alan sıvı soğutucu akışkan, aynı şekilde  soğutucu ünitelerde ve emme hattında olabilecek sıvı durumundaki soğutucu akışkan kompresör tarafından emilerek kondansere ve sıvı tankına toplanır. Bu şekilde kompresör bir süre çalışmaya devam edince emme hattındaki buhar durumundaki soğutucu akışkanın basıncı vakum değerine doğru yaklaşacak ve vakum değerine inilmeden ve tam inilirken kompresör vakum otomatiği vasıtası ile otomatik olarak stop ettirilecektir. Kompresörün stop etmesi halinde hemen ve beklenilmeksizin kompresörün C emme vanası ve hemen akabinden de A basma vanası kapatılır. Bundan sonra da kondanser suyu pompası ile su soğutma kulesi aspiratörleri stop ettirilir. Böylece kompresörün stop ettirilme işlemi tamamlanmış olmaktadır 

KOMPRESÖRE YOL VERME;
Stop durumundaki herhangi bir soğutma devresinde soğutma kompresörüne veya soğutma kompresörlerinden herhangi birine  yol vermek için öncelikle soğutma devresinin bir önceki bölümde belirtildiği gibi stop ettirilmiş olmasının gerektiği hatırlanmalıdır. Daha sonra da aşağıdaki hususlara dikkat edilmelidir.

 

1.   Yukarda Şekil-1. de verilen soğutma devresinde belirtilen A, B ve C vanalarının dışında tüm vanalar açık olmalıdır.

2.   Tüm genleşme valfleri açık ve çalışır durumda olmalıdır.

3.   Tüm termostat’lar ve selenoid valfler çalışır durumda olmalıdır.

4.   Kondansere su giriş ve çıkış vanaları açık olmalıdır.

5.   Kompresör karterindeki yağlama yağı seviyesi kontrol edilmelidir.

6.   Kompresördeki yağlama yağı, yüksek basınç ve vakum otomatikleri ile manometre ve termometreleri görevlerini yapabilir durumda olmalıdır.

7.   Kondanser suyu pompasına ve varsa su soğutma kulesi aspiratörlerine yol verilmeli, kondanser ve su soğutma kulesi görevini yapabilir duruma getirilmelidir.

8.   Kompresör su ile soğutuluyorsa, su soğutma sisteminin görevini yapıp yapmadığı kontrol edilmelidir.

9.   Kompresörün A basma vanası açılmalıdır.

10.Şaltere kumanda edilerek kompresöre yol verilmelidir.

11.Kompresör yol alma işlemini tamamlarken C emme vanası açılmalıdır.

12.Emme manometresi normal bir basınç gösteriyorsa sıvı tankının çıkışında ve sıvı hattında yer alan B vanası açılmalıdır.

Böylece kompresöre ve soğutma devresine yol verme işlemi tamamlanmış olmakta ve soğutma işlemi başlamış bulunmaktadır. Soğutma işlemi devam ederken;

 

1.   Kompresör karterindeki yağlama yağı seviyesi,

2.   Yağ manometresi ve termometresi,

3.   Basma manometresi ve termometresi,

4.   Emme manometresi ve termometresi,

5.   Sıvı sığutucu akışkan termometresi,

6.   Kondanser giriş ve çıkış suyu termometreleri,

7.   Soğuk depoların muhafaza sıcaklıkları, devamlı olarak kontrol edilmeli ve izlenmelidir.

SIVI SOĞUTUCU AKIŞKAN TUTMA;
Herhangi bir soğutma devresinde emme hattındaki buhar durumunda bulunması gereken soğutucu akışkanda kısmen sıvı soğutucu akışkan bulunması kompresöre yol verme işleminde olabileceği gibi normal çalışma sırasında kompresörde vuruntu olayına neden olur. Bu nedenle soğutma devresinde emme hattında uygun yerlere sıvı soğutucu akışkan tutucular tesis edilmelidir. Sıvı soğutucu akışkan tutucular genellikle dikey olarak soğutma devresinin emme tarafına tesis edilmiş silindirik bir tanktan ibarettir. Aşağıda Şekil-2 de basit hali ile bir sıvı soğutucu akışkan tutucu veya sıvı ayırıcı tesis edilmiş bir soğutma devresi ile,  Şekil-3 de ise geliştirilmiş ve biriken sıvıyı sıvı tankına aktarma imkanlı bir sıvı ayırıcı sistemi tesis edilmiş bir soğutma devresi verilmiştir.

Şekil-2. Basit Sıvı Ayırıcılı Soğutma Sistemi.

Şekil-3. Sıvı Tankına Sıvı Soğutucu Akışkan Aktarmalı Sıvı Ayırıcılı Soğutma Sistemi


Emme hattından kompresöre doğru sürüklenmekte olan sıvı soğutucu akışkan sıvı ayırıcı da tutularak stok edilir. Sıvı ayırıcıda tutulan bu sıvı soğutucu akışkan zamanla buharlaşarak kompresör tarafından emilir. Ancak bu durum küçük kapasiteli soğutma tesisleri için mümkündür. Bu nedenle küçük kapasiteli soğutma sistemlerinde sıvı ayırıcı Şekil-2 de belirtildiği gibi basit hali ile tesis edilebilir. Büyük tesislerde ise sıvı ayırıcı da biriken sıvı soğutucu akışkan Şekil-3 de belirtildiği gibi soğutma devresine tesis edilen “Sıvı Ayırıcı” vasıtası ile, ancak kompresörün veya kompresörlerin stop ettirilmesi durumunda sıvı tankına aktarılır veya seviye farkı ile akıtılır. Bu amaçla öncelikle, soğutma kompresörünün yukarıda açıklandığı gibi stop ettirilmesinin gerektiği hatırlanmalıdır. Konuyu Şekil-3’de açıklanan sıvı tankına sıvı soğutucu akışkan aktarmalı sıvı ayırıcılı soğutma sistemi için ele aldığımızda stop halindeki soğutma devresinde öncelikle A, B ve C vanaları kapatılır, D, E ve F vanaları açılır. Böylece sıvı ayırıcıdaki sıvı soğutucu akışkanın sıvı tankına tabii akışı ile aktarılması sağlanır. Ancak bu işlem sırasında sıvı tankının çıkışında sıvı hattında bulunan G açma kapama valfinin açık tutulmasının gerektiğini de hatırlamak gerekir. Bu işlem sırasında sıvı ayırıcıdaki göstergeden soğutucu akışkanın sıvı tankına akışı gözle izlenir. Sıvı ayırıcıdaki soğutucu akışkan tamamen sıvı tankına aktarıldığında önce sıvı tankının çıkışında sıvı hattında yer alan G açma kapama vanası olmak üzere D, E ve F vanaları kapatılır ve daha sonra da A, B ve C vanaları açılır. Böylece soğutma devresi tekrar çalışmaya hazır duruma getirilmiş olur. Doğal olarak kompresörü tekrar çalıştırmak için yukarda kompresöre yol verme konusunda açıklanan esasları uygulamak gerekir.


Bir sıvı ayırıcının soğutma devresinde kompresör emiş hattına bağlanması sistem olarak çok çeşitli olmakla beraber özet ve prensip yönünden bilgi verilmek üzere Şekil-2 ve Şekil-3 de yapılan açıklamalar ile konu ele alınmıştır. Diğer taraftan soğutma sistemlerinde, soğuk odalarda yer alan soğutucu ünitelerin emme taraflarına da uygun sıvı ayırıcılar ilave ve tesis edilebilir. Böylesi durumlar Şekil-4, Şekil-5 ve Şekil-6 da şema halinde açıklanmıştır. Bu şemalardan Şekil-4 de verilen tertip şekli en basit ve ucuz bir tertip şekli olup, bu tertip şeklinde sıvı hattından gelen sıvı soğutucu akışkan A genleşme valfinde genleşerek soğutucu üniteye girer ve soğutucu ünitede buharlaşmasını tamamlayarak B vanası ve emme hattından geçerek kompresörün emişine doğru haraket eder. Bu arada buharlaşan soğutucu akışkanda buharlaşma imkanı bulamayan ya da yoğuşan sıvı soğutucu akışkan zerreleri sıvı ayırıcıda tutularak a ve b yolunu takiben tekrar soğutucu üniteye akarak buharlaşma imkanı bulur.

 

Şekil-4                                                              Şekil-5

 

Daha ayrıntılı ve gelişmiş bir sistem ise Şekil-5 de verilmiştir. Bu sistemde soğutma işlemi, E ve I vanaları tam kapalı  ve B, C, F, G ve H vanaları ile D selenoid valfi ve A genleşme valfi açık durumda iken olur. Genleşme valfi veya selenoid valfin herhangi bir nedenle onarımı için B ve C vanaları kapatılır, E el ayar valfi açılarak yine soğutma işlemine devam olunur. Soğutucu ünite tamamen karladığında, yani buz tuttuğunda buz çözmek (defrost) için G, F, B, C ve E vanaları kapatılarak I sıcak gaz vanası açılır ve soğutucu üniteye sıcak gaz verilir. Sıcak gaz verilmesine devam olunurken soğutucu ünitenin vantilatörlerinin çalıştırılmasına devam olunur. Bu amaç için gerekli sıcak gaz kompresörün basma hattında yağ ayırıcı ile kondanser arasından alınır. D selenoid valfi ise soğuk oda içine mevcut soğuk oda termostadından kumanda alır.

 

Bilhassa büyük soğutma kapasiteli ve amonyaklı merkezi sistem soğutma tesislerinde her üniteden, bu arada her soğutucu ünitedcn azami kapasite elde etmek istenir. Soğutucu üniteden azami soğutma kapasitesi elde etmek, vantilatör hava sirkülasyon debisinin yüksek tutulması ve soğutucu ünitede buhar durumunda soğutucu akışkan değil de sıvı durumunda düşük basınç ve sıcaklık altında soğutucu akışkan dolaştırmakla mümkün olur. Ancak bu durumda soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkan miktar olarak artacağından, soğutucu ünitelerde düşük basınçlı soğuk sıvı soğutucu akışkan dolaştırılması, soğutucu akışkan olarak aslında ucuz ve çevre dostu sayılabilecek amonyak kullanılması daha uygun olacaktır.

Bu amaçla, soğutucu ünitede sıvı durumunda düşük basınç ve düşük sıcaklık altında soğutucu akışkan dolaştırılmak için düşünülen soğutucu ünite bağlantı şeması Şekil-6 da verilmiştir. 

 

Bu şekil ve şemada belirtildiği üzere soğutucu ünitede normal genleşme valfi yerine A şamandıralı genleşme valfi kullanılmıştır. Bu şamandıralı genleşme valfi sayesinde soğutucu ünitede düşük basınç ve sıcaklık altındaki sıvı soğutucu akışkan seviyesi şamandıra seviyesinde tutulmakta ve dolayısı ile soğutucu ünitenin soğutma kapasitesinin azami seviyede tutulması sağlanmış olmaktadır

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şekil-6

 

 

Bu şekil ve şemada bağlantı detayı verilen soğutucu ünitenin soğutma işlemi yapması için I sıcak gaz, E el ayar ve L emdirme vanalarının kapalı; B, C, G, F, H, K, M ve N vanaları ile, A şamandıralı genleşme valfinin ve J ile D selenoid valflerinin açık olması gerekir. A şamandıralı genleşme valfi ile D selenoid valfinin herhangi bir nedenle bakım ve onarımı gerektiğinde B ve C vanaları kapatılır, E el ayar valfi açılarak soğutma işlemine, tamirat sırasında ara vermeden, devam olunur. Şamandıralı genleşme valfini tamir için ayrıca M ve N vanaları kapatılır ve L emdirme vanası açılarak şamandırada mevcut sıvı soğutucu akışkan emdirilir. Emdirme işlemi tamamlanınca L vanası kapatılır ve A şamandıralı genleşme valfinin tamirine başlanır. Böylece hem soğutucu akışkan kaybı ve hem de kaçak yapma ihtimali olan soğutucu akışkanın soğutulmakta olan mekana zarar vermesi önlenmiş olur. 

 

Defrost için E, F, G, ve H vanalarının kapatılarak I vanasının açılması ile, soğutucu üniteye sıcak gaz sevk edilmesi ve ayrıca sıcak gaz sevki sırasında soğutucu ünite vantilatörlerinin çalıştırılmaya devam olunması ihtiyaca yeter.

 

Bu tür soğutucu ünite bağlantısı durumunda soğutucu ünitenin emme tarafına da muhakkak bir selenoid valf daha ilave olunmalıdır. Çünkü soğutucu ünitede sıvı soğutucu akışkan bulunduğundan soğuk odadaki soğutma sıcaklığının soğutma rejiminin altına düşmesi durumunda soğuk odada mevcut soğuk oda termostadı D selenoid valfini  kapatarak soğutucu üniteye sıvı soğutucu akışkan girişini önler. Ancak, soğutucu ünitedeki sıvı soğutucu akışkan kompresör emişi yüzünden buharlaşacak ve soğutma bir süre daha devam edecektir. Böyle bir durum ise soğutma rejiminin altında ve istenmeyen bir soğutmaya yol açabilecektir. Bu nedenle, soğuk odadaki soğuk oda termostadı kumanda ettiğinde soğutucu ünitenin soğutma işlemini anında ve hemen stop ettirmesi istenir. Bunun için de soğutucu ünitenin emme tarafına yine aynı soğuk oda termostadından kumanda alan bir J selenoid valfi daha ilave edilmelidir.

 

Herhangi bir soğutma devresinde otomatik imkanlardan yararlanmak herhalde en doğrusu olmakla beraber, her biri bir maliyet ve teferruat unsuru olan otomatikleri ve otomatik sistemleri gereksiz yere ve lüzumundan fazla kullanmak fayda yerine zarar da getirebilir. Teknolojide ve teknoloji uygulamasında “teşkilat müşkülattır” vecizesi daima hatırda tutulmalıdır.     

 

SONUÇ VE ÖNERİLER;
Soğutma sistemlerini, kullanılan tesis ve teçhizat ile. kullanılan soğutucu akışkan  ve uygulanan soğutma sıcaklığı ve ayrıca termodinamik esaslar yönünden çok çeşitli sınıflara ayırmak mümkündür. Ancak, tüm bunların dışında soğutma sistemlerini uzman teknisyenlik hizmeti gerektiren ve gerektirmeyen soğutma sistemleri olmak üzere iki ayrı ve farklı gurup altında da sınıflandırabiliriz. Örneğin evlerimizde kullanılan buzdolapları uzman teknisyenlik hizmeti gerektirmez. Bakkal ve kasap tipi buzdolapları ile meşrubat soğutucuları vb. soğutma sistemleri de uzman teknisyenlik hizmeti gerektirmez. Ancak, merkezi sistem çalışan büyük boyutlu ticari ve endüstriyel amaçlı soğutma sistemleri, mutlaka uzman teknisyenlik hizmeti gerektirir. Bu tür soğutma sistemlerinde, bilhassa işletme ve işletmenin sağlıklı sürdürülmesi yönünden, uzman teknisyenlik hizmeti öncelikli olarak önem kazanmaktadır. Bu durum karşısında, besin ürünü üretiminde, ticaretinde ve tüketiminde mevcut soğutma zincirinde yer alan yatırımcı firma ve kuruluşlar genellikle  ve bilhassa işletme ve işletmenin sağlıklı sürdürülmesi yönünden uzman teknisyenlik hizmetine ihtiyaç gerektirmeyen soğutma sistemlerini kendileri yönünden ve haklı olarak tercih etmektedirler. İşte bu nedenlerledir ki, soğutma sistemlerini kullanıcı ve yatırımcı yönünden uzman teknisyenlik hizmeti gerektirmeyen ve uzman teknisyenlik hizmeti gerektiren soğutma sistemleri olarak sınıflandırmak ve değerlendirmek olağan olmaktadır. Günümüzde ve mevcut teknolojik imkanlar altında soğutma tekniğinde tesis ve teçhizat yapımında ibre uzman teknisyenlik hizmeti gerektirmeyen soğutma sistemleri lehine ağırlık göstermektedir. Bugün için önemli olan çok daha geniş alanda uzman teknisyenlik hizmetine ihtiyaç duyulmadan ve halk dili ile düğmesine basılınca kendi kendine çalışacak ve soğutma hizmeti görecek soğutma tesis ve teçhizatı imal ve yapımı ile pazarlanması ve kullanılmasıdır. Ancak, soğuk depoculuğun büyük boyutlu ticari amaçlı olarak ele alınması durumları ile, büyük boyutlu endüstriyel soğutma sistemlerinde, esasen ve genellikle uzman teknisyenlik hizmetleri de mevcut olacağından, merkezi sistem soğutma sistemleri haklı olarak tercih edilecektir. Önemli olan kullanıcının ve yatırımcının imkan ve ihtiyaçları dahilinde soğutma tesis ve teçhizatı projelendirilmesi, imali ve pazarlanması ile insanlığın hizmetine sunulmasıdır.

 

SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE BOR ÖNCESİ SOĞUTUCU AKIŞKAN STOKLANMASI

 

ÖZET;
BOR öncesi, yani; bakım, onarım ve revizyon öncesi; soğutma sistemlerinde mevcut soğutucu akışkan, büyük ve bilhassa amonyaklı soğutma sistemleri dışında genellikle atmosfere deşarj edilmekte ve dolayısı ile, sistemde soğutucu akışkan tamamen deşarj olunduktan sonra, soğutma devresi bakım, onarım ve revizyona alınmaktadır.

 

Soğutucu akışkanın atmosfere deşarjı ile çevre kirliliğine ve ayrıca kloro-floro-hidrokarbonlu soğutucu akışkanlarda ozon şemsiyesinin delinmesine veya bozuşmasına neden olunmasının yanında çok önemli miktarda parasal kayıplara neden olunmaktadır.

 

Oysa, soğutma devresinde çok basit tedbirler alınarak, soğutucu akışkanın soğutma devresinin uygun bir ünite veya bölümünde stoklanması ile, soğutucu akışkan zayiatı olmadan gerekli bakım, onarım ve revizyonun yapılması mümkündür.

 

Bu çalışmada, soğutucu akışkan zayiatı olmadan, soğutma devrelerinde bakım, onarım ve revizyon imkanları konu edilecektir.

 

GİRİŞ;
Büyük boyutlu ve ticari tür amonyaklı soğutma sistemlerinde bakım, onarım ve revizyon öncesi ve hatta tadilat, tevsii ve de-montaj vb. durumlarda mevcut soğutucu akışkan sıvı tankına toplanıp stoklanmakta, sıvı tankının hacımca yetersiz olması durumunda ise, kondanser ve sıvı tankının oluşturduğu müşterek hacıma stoklanmaktadır. Böylece, bilhassa büyük boyutlu ve ticari tür amonyaklı soğutma sistemlerinde soğutucu akışkan (amonyak) zayiatı olmadan soğutma devresi tesis ve teçhizatı ile ilgili; bakım, onarım ve revizyon uygulaması ile, gerektiğinde tadilat, tevsii ve de-montaj uygulamaları güvenlik altında realize edilebilmektedir.

 

Amonyaklı soğutma sistemlerinde bu tür uygulama, yani; soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkan amonyağın, sıvı tankı ve gerektiğinde kondansere de müştereken stoklanması ile, soğutma sisteminin bakım, onarım ve revizyona alınması ve hatta gerektiğinde tadilat, tevsii ve de-montaj yapılması, alışılagelen ve olağan bir işlem olduğu halde, böylesi bir işlem soğutma tekniğinde freon soğutucu akışkanlı sistemler üzerinde çalışanlarca her nedense pek uygulanmaz veya bilinmez. İşte bu nedenle, amonyaklı soğutma sistemlerinde olduğu gibi, freonlu soğutma sistemlerinde de BOR öncesi soğutucu akışkan stoklanması konu edilmiştir.

 

Ancak, genelde olması gerektiği gibi bilhassa freonlu soğutma sistemlerinde böyle bir uygulama için soğutma devresindeki sıvı tankının (halk dili ile likit deposunun veya resiverin) uygun ve yeterli hacimli ve uygun donanımlı olması gerekir. Öncelikle uygun donanımlı olması gerekir, çünkü sıvı tankı, soğutma devresi çalışma durumunda iken, ancak; yüzde on veya yüzde yirmi oranında dolu olmalıdır. Uygun ve yeterli hacımda olmalıdır, çünkü gerektiğinde tüm soğutma devresindeki soğutucu akışkanın toplanıp stoklanmasına yeterli olmalıdır.

 

Soğutma devrelerinde sıvı tankı, soğutma kapasitesinin ve soğutucu akışkan istiap hacmi büyüklüğüne ve küçüklüğüne göre farklılıklar gösterir. Herhangi bir soğutma devresinin soğutma kapasitesi soğutma ihtiyacına göre belirlenir. Oysa soğutma devresinin soğutucu akışkan istiap hacmi, soğutma devresindeki tesis ve teçhizatın boyutlandırılması ve dizaynındaki mühendislik tecrübe ve becerilerine bağlıdır.

 

Örneğin bir ev buzdolabında veya benzeri küçük boyutlu soğutma sistemlerinde drayer (nem alıcı veya kurutucu) aynı zamanda reciver yerine de kullanılabilir. Fakat soğutma devresindeki konumu özellik arz eder. Biraz daha büyük soğutma sistemlerinde hava ile soğutmalı kondanserin distrübütörü  veya ev buzdolaplarında olduğu gibi drayer de resiver yerine kullanılabilir.Daha da büyücek soğutma sistemlerinde kondanser yatay ve uygun durumda soğutma devresine tesis edilerek aynı zamanda resiver amaçlı olarak da kullanılabilir. Ancak, ev buzdolapları ve benzeri küçük boyutlu soğutma sistemlerinde mevcut uygulamalar dışında diğer basit uygulamalarda soğutma devresinde mutlaka  soğutucu akışkan stoklama imkanları düşünülmeli ve tesis edilmelidir. Soğutma kapasitesine göre soğutma devreleri boyutça büyüdükçe likit depoları tür, tip ve boyut olarak ve ayrıca en önemlisi donanım olarak özellik arz eder.

 

EV TİPİ BUZDOLAPLAR;
Ev tipi buzdolapları, aslında soğutma tekniği ve bilhassa freonlu sistem soğutma tekniğinin temelini ve örneğini teşkil eder. Bu nedenle, soğutma sistemi ve basitliği yönünden, ev tipi buzdolaplarından örnek alınacak çok şeyler vardır. Bu tür dolaplarda soğutma sistemi basittir ve çok sadedir. Genleşme valfi yerine kılcal görev yapmakta, emme borusu ile kılcal teması ile bir ısı eşanjörü sağlanmış bulunmakta, drayer, yani; kurutucu, aynı zamanda receiver görevini de yapmaktadır. Soğutma devresi tam kapalı bir devre olup, kaçak ihtimali yaratabilecek valf ve çeşitli armatür ve fitings malzeme sıfırlanmış bulunmaktadır. Ekovat tam kapalı, yani; hermetik türdendir. Aşağıda Şekil-1 ve Şekil-2 de bir ev buzdolabının soğutma devresinin şeması ile, elektiriki güç ve kumanda  sistemi şema halinde verilmiştir. Ev buzdolapları ve benzer tür soğutucular basit ve çok sade yapılı olduklarından soğutma etkinliği ve yağlama yönünden güvence altındadır ve dolayısı ile uzun ömürlüdür. Ev buz dolaplarında bugün için önemli olan, soğutma sistemine soğutucu akışkan şarjının hemen akabinde gaz verme hattının kaynakla kapatılmış olmasıdır. Gerektiğinde bakım, onarım ve revizyon zamanı sistemde mevcut soğutucu akışkanın deşarj edilip stoklanmasında sorun ve hatta imkansızlıklar olmaktadır. Ancak böylesi sorun ve imkansızlıklardan kaçınmak ve soğutma sistemindeki mevcut soğutucu akışkanı deşarj sırasında kontrol altına alıp, atmosfere atılmadan toplayabilmek için ekovatın gaz verme hattının (borusunun) ucuna, ancak tijine dokunulunca açılabilen, bu amaçla özel geliştirilmiş supap tesis etmek, daha uygun olacaktır.

 

Bugün ev buzdolaplarında kullanılan ekovatlar monofaze elektirik motorlu olup, genellikle 1/6 ve 1/5 beygir gücündedirler. Ayrıca, daha küçük soğutma sistemleri için 1/8 ve 1/12 beygir gücünde olanları mevcut olduğu gibi, daha büyükçe soğutma sistemleri için  1/4 , 1/3 , 1/2 , 3/4 , 1 ve 1 ½  beygir gücünde olanları da mevcuttur. Bu büyüklükteki ekovatlar genellikle 50 veya 60 Hertz monofaze akımla çalışan elektirik motoru ile akupledir. Akım gerilimi 220 V olduğu gibi 110 V olanları da vardır. Ayrıca özel durumlar için 24 V veya 12 V doğru akımla çalışan ekovat türleri de mevcuttur.

Monofaze motorda ana sargılar (işletme sargıları) ilk harekette tek başına bir döndürme momenti sağlayamaz. Bunu sağlamak için, motor içinde ayrıca bir yardımcı sargı vardır. Ana sargı ile yardımcı sargı müştereken manyetik bir döndürme alanı meydana getirdiğinde motor ilk hareketini başarır. Motorun harekete geçebilmesi için başlangıçta her iki sargıya da akım verilir. Motor normal devrine ulaşınca, yardımcı sargıdaki akım kesilir ve böylece motor ana sargıdaki akımla dönmesine devam eder.

 



Şekil-1. Ev Buzdolabı Soğutma Sistemi

 

 

Şekil-2. Elektiriki Güç ve Kumanda Sistemi

  

 

İlk hareket rölesi; Ekovat motorunun ilk hareketini sağlayan manyetik bir röledir. Şekil-2’den izleneceği üzere ilk hareket rölesinin iki ayrı çıkış ucu vardır. Bunlar M ve S uçlarıdır. M ucu ana sargı ile, S ucu ise yardımcı sargı ile seri bağlanmıştır.Motor ilk harekete geçerken, röle’de bulunan manyetik bobinde mıknatıslanma olur. Çünkü ilk harekette, motorun çektiği akım etkisi ile, alt platin kontaktları mıknatıslanıp, üst platin kontaktlara yapışır. Böylece elektirik şebekesinden gelip, devreye giren akım;

 

1.   Platin kontaklar aracılığı ile, S ucuna ve oradan da yardımcı sargıya (devreye),

2.   Bobin aracılığı ile M ucuna, oradan da ana sargıya, girer.

 

Böylece röle aracılığı ile hem ana ve hem de yardımcı sargıya akım girerek, motorun ilk hareketi sağlanır. Motor normal devrine ulaşınca çektiği akımın değeri düşer, manyetik bobinde akım azalır ve mıknatıslanma kaybolur. Bunun sonucu platin kontakt aşağı düşerek, yardımcı devreye giren akımı keser ve motor rölenin ön ucundan girip M ucundan çıkan ana devre akımı ile çalışmasını sürdürür.

 

Aşırı yük koruyucusu (Termik); Aşırı yük koruyucusu, ısıtıcı tel ile, bir bi-metal diskten ibaret olup, küçük dairesel bakalit bir kutu içersindedir. Rölenin üst veya alt tarafında bulunur. Normal çalışma akımı, aşırı bir sıcaklık meydana getiremeyeceğinden termik kontaktları kapalı durumda olacak ve termikten geçerek motor sargılarına girecektir. Ancak, aşırı yüklenme veya voltaj düşüklüğünde, termikte aşırı ısınma olur.

 

Bu durumda bi-metal disk açılarak elektrik akımını keser. Böylece termik; motoru aşırı akım çekmesi ile, aşırı ısınmasına karşı koruyan bir güvenlik tertibatı olarak tanımlanır. Ev buzdolaplarında, gerektiğinde soğutma devresinden hava tahliyesi ile, soğutma devresine soğutucu akışkan şarjında, ekovatın gaz verme borucuğuna tesis edilecek özel amaçlı bir supap kullanılabileceği gibi, aynı supap; bakım, onarım ve revizyon öncesi soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkanın soğutma devresinden alınmasında ve stoklanmasında da kullanılabilir.

 

 

TİCARİ TÜR BUZDOLAPLARI ve SOĞUTUCULAR;
Ticari tür buzdolapları ve soğutucular; genellikle bakkal ve kasap türü buzdolapları ile, meşrubat soğutucuları olarak isimlendirilmekle beraber, teşhir ve market türü çok değişik türleri de vardır. Bu tür buzdolapları ve soğutucularla ilgili soğutma sistemlerine örnek olarak Şekil-3 de bir soğutma devresi şema halinde verilmiştir. Bu şemada verilen soğutma devresinde, sadelik yönünden ev buzdolapları örnek alınmıştır. Çünkü ev buzdolapları, sadelik, etkinlik, dayanım ve ömür yönünden, soğutma tekniğinde örnek soğutuculardır.Bu nedenle Şekil-3 de verilen soğutma devresinde, ev buzdolaplarında buzluk ve doğal hava akımlı kondanser kullanılmasına karşılık, cebri hava akımlı kondanser ve evaporatör (soğutucu) kullanılması ön görülmesine rağmen soğutma devresi tam kapalı ve çok basit düşünülmüş, drayer aynı zamanda resiver olarak düşünülmüş, genleşme valfi yerine de kılcal monte edilmiştir. Şemanın tetkikinden anlaşılacağı üzere, kondanser ve evaporatörde soğutucu akışkan azalan bir seviye ile soğutma devresinde sirküle etmekte, aynı şekilde emme hattı da yatay veya azalan bir seviye ile ekovatın emme tarafına ulaşmaktadır.

Şekil-3. Basit ve Sade Soğutma Devresi

Freon soğutucu akışkanlar, sıvı durumunda iken yağlama yağı ile çok kolay karışır ve dolayısı ile soğutma devresinde yağlama yağı ile birlikte sirküle eder. Ancak sıvı soğutucu akışkanla karışık yağlama yağı soğutma devresinde kılcal borudan evaporatöre açılırken, soğutucu akışkan buharlaşır, ancak yağlama yağı sıvı durumunu korur. Ekovatın (kompresörün) yağlanma güvenliğinin sürdürülmesi için, kompresör karterinden ayrılıp soğutucu akışkanla birlikte soğutma devresinde dolaşan yağlama yağının mutlaka ve devamlı olarak kompresör karterine geri dönmesi gereklidir ve zorunludur. İşte bu nedenle, başta kondanser ve evaporatör olmak üzere soğutma devresinin, soğutucu akışkanın azalan bir seviye ile, dolayısı ile, kompresör karterinden soğutucu akışkanla birlikte karışım yapan yağlama yağının tekrar kompresör karterine dönmesine imkan verebilecek soğutucu akışkan sirkülasyonuna uygun bir şekil ve biçimde dizaynı ile tesisine zaruret bulunmaktadır.

 

Şekil-3 de verilen freonlu soğutma sistemi, ekovat gücü 1/5 , 1/4 , 1/3 , 1/2 , 3/4 , l ve 1 ½  beygir gücüne uygun soğutma kapasitesine gereksinim olan ticari tür buzdolapları ve soğutucular ile, özel türden çeşitli soğutucular için uygun ve tercih edilen, bir soğutma sistemi olmalıdır. Ancak bu tür soğutma sistemlerinde 3/4 , 1 ve 1 ½ beygir ekovat tahrik güçlerinde soğutma sistemi en az bir vakum otomatiği ile güvence altına alınmalıdır.

 

Şekil-3 de şema halinde verilen soğutma sistemlerinde de sistemden hava tahliyesi, sisteme soğutucu akışkan şarjı ile, gerektiğinde bakım, onarım ve revizyon için, sistemdeki soğutucu akışkanın alınıp stoklanmasında ev buzdolaplarında uygulanan usul ve yöntem aynen uygulanır. Böylece, bilhassa soğutma sisteminde soğutucu akışkan alınıp, stoklanması ile, mevcut soğutucu akışkanın atmosfere atılması adeta usul olan Ülkemizde çevre kirliliğine neden olunmayacağı gibi, maalesef ithal bağımlısı olduğumuz soğutucu akışkanın maddi yönden mevcut kayıpları da önlenmiş olacaktır.

 

 

ORTA BOY SOĞUTMA SİSTEMLERİ;
Orta boy soğutma sistemleri aslında ve genelde küçük ve orta boy soğuk depo uygulamaları ile, sınırlı ölçüde özel ya da endüstriyel amaçlı soğutma uygulamalarında tercihan kullanılır. Bu tür soğutma sistemlerinde, Şekil-4 de şeması verilen soğutma sisteminde de görüleceği üzere; likit deposu kullanılacağı gibi, soğutma sisteminin basit ve sadeliği amacı ile, kondanser yatık durumda tesis edilmek ve bunun üzerine de kompresör (veya ekovat) monte edilmek kaydı ile, kondanser aynı zamanda receiver olarak kullanılabilir.

 

Soğutma sisteminde likit deposu kullanılması durumunda, yine; sistemin basit ve sade olması için, likit deposunun giriş ve çıkışına açma ve kapama vanası düşünülmemelidir. Ancak, çıkış borusunun likit deposunun dibine çok yakın olacak şekilde uzatılması gerekli ve zorunlu olmalıdır. Çünkü, likit deposu soğutma sistemi çalışırken tam dolu değil, ancak yüzde on oranında dolu olmalıdır. Likit deposunun çeşitli amaçları yanında en önemli amacı gerektiğinde soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkanı stoklayıp, bakım, onarım ve revizyona imkan hazırlamaktır. Ancak bu tür soğutma sistemlerinde ekovat üzerinde, üç yollu emme ve basma vanası bulunmalı, ayrıca, yağ seviyesi gösterme camı da mutlaka olmalıdır. Diğer taraftan, bu tür soğutma sistemlerinde kılcal yerine normal genleşme valfi tesis edilmeli, genleşme valfinin hemen önüne drayer, onunda hemen önüne selenoid valf tesis edilmelidir.

 



 Şekil-4. Likit Deposu + Kondansere Soğutucu Akışkan Stoklanması

 

Soğutma devrelerinde yağ sirkülasyonu yönünden yukarda konu edilen tedbirler alınıp, ayrıca tesis ve teçhizatın gaz kaçağına imkan vermeyecek şekilde soğutma sisteminin oluşturulması durumunda, zamanla herhangi bir arıza ihtimali sınırlanacak, ancak, genleşme valfi memesinin tıkanması ile drayer tıkanması sorunları olağan hali ile devam edecektir.

 

Böylesi bir sorun durumunda Şekil-4 de şeması verilen soğutma devresindeki selenoid valf elektirik bağlantısı kesilerek tam kapalı duruma getirilir. Daha sonrada ekovat çalıştırılarak; drayer, genleşme valfi ve emme hattında mevcut soğutucu akışkan kondansere ve likit deposuna stoklanıp, akabinde de hemen ekovatın B basma vanası kapatılır.

 

Böylece soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkan zayi olmadan kontrol altına alınıp, ekovatın B basma vanası ile selenoid valf arasındaki kondanser ve likit deposuna stoklanmış olmakta ve dolayısı ile soğutma devresinin selenoid valfden itibaren drayer, genleşme valfi, evaporatör ve emme hattını ve hatta ekovatı bakım, onarım ve revizyona alma imkanı elde edilmiş olmaktadır.

 

Böyle bir uygulama ile, mevcut soğutucu akışkan bir taraftan soğutma devresinin kondanser ve likit tankı bölgesine stoklanırken, diğer taraftan drayerden itibaren genleşme valfi, evaporatör ve emme hattı vakuma inecektir.Bu nedenle ekovatın emme ve basma basınçları üç yollu emme ve basma vanalarının üçüncü yoluna irtibatlandırılacak emme ve basma manometreleri ile kontrol altında tutulmalıdır.

 

Ancak böyle bir uygulama için en önemlisi, hava ile soğutmalı ve bakır borulu alüminyum lamelli kondanserin olması gerekli makul basınca karşı dayanım gösterebilmesidir. Bu gün için genellikle kullanılması gereken R-134a ve R-404A, kondanserde yoğuşma sırasında, makul basınç verdiği halde. Soğutucu akışkan R-404A; +300C yoğuşma sıcaklığında 14,28 Bar, +400C yoğuşma sıcaklığında 18,29 Bar, +500C yoğuşma sıcaklığında ise 23,08 Bar gibi çok yüksek basınç değerlerine ulaşmaktadır.

 

Oysa Standard tesisat boruları ve bu arada bakır borular; 25 Bar test basıncı ve 16 Bar işletme basıncına göre imal edilirler ve kullanılırlar. Öte yandan, maliyet indirimi yönünden bu tür imalat uygulamalarında Standard dışı ince cidarlı bakır borular da kullanılabilmektedir.

 

Yaz günlerinde 23 ve 25 Bar basınç değerleri olağan olması gereken hava ile soğutmalı bakır borulu alüminyum lamelli kondanserlerin 6 Bar test basıncı ile piyasaya arzı düşündürücü olup, olası yırtılmalar ve patlamalar sonucu soğutucu akışkan zayiatına ve çevre kirliliğine neden olunması yanında soğutma sisteminde önemli arızalara da yol açılabileceğinden çok önemli bir sorun olarak ortadadır.

 

BÜYÜK BOY SOĞUTMA SİSTEMLERİ

 

Büyük boy soğutma sistemleri, küçük ve orta boy soğutma sistemlerinde mevcut esaslar altında freon soğutucu akışkan kullanılarak soğuk ve donmuş depoculukta ve ayrıca çok çeşitli endüstriyel ve özel amaçlı soğutma sistemlerinde, uygulama alanı bulmaktadır. Böylesi bir amaçla düşünülen bir soğutma devresi Şekil-5 de şema halinde verilmiştir. Bu şemanın tetkikinden de anlaşılacağı üzere, büyük boy soğutma sistemleri de genelde orta ve küçük boy soğutma sistemleri ile aynı esaslar altında dizayn ve tesis edilmektedir.

 

Ancak bu tür soğutma sistemlerinde likit soğutucu akışkan stoku için likit tankı giriş ve çıkışına açma ve kapama valfi tesis edilmelidir. Böylesi bir tedbir, mevcut soğutucu akışkanın atmosfere atılıp zayi edilmeden ve çevre kirliliğine neden olunmadan likit tankına stoklanıp, soğutma devresinin top yekün bakım, onarım ve revizyonuna imkan vermektedir. Freon soğutucu akışkanla birlikte soğutma devresinde sirküle edebilecek kompresör yağlama yağının tekrar kompresör karterine dönüşü yönünden bu tür soğutma sistemlerinde de benzer tedbirler uygulanır.

 

Ancak, bu defa drayer likit tankından hemen sonra uygun bir durumda monte edilir. Soğutma kapasitesine ve kullanım türüne göre soğutma devresinde bir veya birkaç evaporatör olabilir. Ancak evaporatör sayısı daha da artınca, kompresörün basma tarafına kondanserden önce bir otomatik yağ ayırıcı tesisi gerekir.

 

Böylesi durumlarda, soğutucu ünite dizaynı ile, soğutma devresi emme tarafı boru donanımında özel tedbirler alınması gerekir. Ayrıca soğutma kompresörü, yağ seviye göstergeli olmasının yanında vakum ve basınç otomatikleri ile olduğu gibi yağ otomatikleri ile de donatılmalıdır.  Fakat ayrıcalıklı bir özellik arz ettiğinden böylesi özel tedbirler ve konular, ayrı bir çalışmada ele alınacaktır. Büyük boy soğutma sistemlerinde bir çok evaporatör olabileceği gibi, birkaç kompresör ve birkaç kondanser de birbirine paralel bağlı olarak çalıştırılabilir. Ancak böylesi konular da açıklanması özellik isteyen konulardır.

 

 

 

Şekil-5. Likit Deposuna Soğutucu Akışkan Stoklanması

 

Büyük boyutlu soğutma sistemlerinde, soğutucu akışkan şarjı ve deşarjı ile sistemden soğutucu akışkan alınması  ve stoklanıp islah edilmesi usul ve yöntemlerini ayrı ve farklı bir çalışmada kaleme almıştır. Ancak, bilhassa sınırlı büyüklükteki soğutma sistemlerinden zayiat ve çevreye zarar vermeden soğutucu akışkan alınması ve stoklanması son derecede basit olup, böylesi bir uygulama Şekil-6 da verilen şema üzerinde çok basit olarak açıklanmıştır. Böylesi bir uygulamada vakum pompası olarak, yağ seviyesi gözetleme gözü tesis edilmek,

gerektiğinde yağ takviyesi yapılmak kaydı ile, bir ev buzdolabı ekovatı kullanmak, ihtiyaca yetecektir. Ayrıca, sınırlı boyutlu freonlu soğutma sistemlerinde, gazların sıvılaştırılması

yönteminde olduğu gibi teferruatlı bir sisteme ihtiyaç kalmadan, soğutucu akışkan stoklanacak tüpün; içi soğuk su dolu bir bidona daldırılması, ihtiyaca yetec

Şekil-6. Soğutucu Akışkan Deşarjı ve Bir Tüpe Stoklanması

 

Küçük soğutma sistemlerinde sorun olsa da es geçilmesine rağmen, soğutma sistemleri kapasite yönünden büyüdükçe, soğutucu ünite ve kondanser türlerinde ilan edilen kapasitelerde Ülkemizde tutarsızlıklar izlenmektedir. Örneğin, genelde evaporatör imalinde 5/8 inç ve hini hacette  1/2  inç standard bakır boru kullanılması gerekirken; çok ince cidarlı ve standard dışı bakır borular Ülkemizde evaporatör imalinde de kullanılabilmektedir. Alüminyum lamel aralığı 6 mm.olan 5/8 inç bakır borulu evaporatörlerde, sadece bakır borunun realize ettiği soğutma yükü; evaporatör toplam soğutma kapasitesinin yüzde otuzuna yaklaşmakta iken, bu değer; 3/8 inç bakır borulu evaporatörde maalesef yüzde yirmilere doğru inmektedir. Bu inişe bir de, küçük çaplı boruların lamel ile olabilecek temas yüzeylerinin daha az olması nedeni ile lamel veriminin de düşmesi ilave edilince; ilan edilen soğutma kapasitesinin tutarlılığı yönünden sorunlar daha da artarak ortada görülmektedir. Ayrı durum, hava ile soğutmalı alüminyum lamelli bakır borulu kondanser imalinde de mevcuttur. Genelde bu tür kondanser imalinde soğutma kapasitesinin büyüklüğünden küçüklüğüne doğru 1/2  inç veya 3/8 inç standard bakır boru kullanılması uygun ve gerekli görülürken, 5/16 inç standard dışı ve ince cidarlı bakır boruların kullanıldığı durumlar da mevcuttur.

 

Kapasite yönünden önemine binaen, bakır borulu alüminyum lamelli evaporatör ve kondanserlerin tanıtım literatürlerinde ısı transferine esas lamel yüzeyi ile, boru yüzeyi ayrı ayrı yer almalıdır.

 

Bilhassa evaporatör imalinde, soğutma erkinliği ve defrost enerjisi sarfiyatı ile mevcut sorunlarının azaltılması yönünden ısı transfer kapasitesi, alüminyum lamelden daha çok bakır borulardan beklenmeli, daha az alüminyum lamel yüzeyi, daha çok bakır boru ısı transfer yüzeyi hedef alınmalıdır.

 

Avrupa Birliğine girme aşamasında bulunan Ülkemizde bilhassa gıda sektöründe yeterli, etkin ve sürdürülebilir soğuk ve donmuş muhafaza ile, soğuk ve donmuş taşımacılık ve lojistik yönünden son derecede önemli olup, yeterlilikte, etkinlikte ve sürdürülebilirlikte tam isabet son derecede önem arz etmektedir. 

 

AMONYAKLI SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE SOĞUTUCU AKIŞKAN STOKLAMA; Amonyak, aslında freon soğutucu akışkanlara kıyasen son derecede ucuz bir soğutucu akışkan olmasına rağmen bakım, onarım ve revizyon, ya da tevsiat veya tadilat öncesi soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkan, yani; amonyak, belki de Et ve Balık Kurumu, İller Bankası ve Süt Endüstrisi Kurumu Soğuk Depo Uygulamalarından 1950’li yıllardan bu yana devam ede gelen disiplinle, sıvı tankına veya sıvı tankı ile kondansere müştereken stoklanır ve böylece soğutma devresinin sıvı tankı veya sıvı tankı ile kondanser dışında ihtiyaca göre bakım, onarım ve revizyona alınabilir ya da gerekli tevsiat ve tadilat yapılabilir.Böyle bir uygulama amonyaklı soğuk depo proje yapıcıları ile, tesis kurucuları ve işletmecileri yönünden çok olağan bir uygulama olmakla beraber, freonlu soğutma sistemleri ile uğraşanlar, acaba aynı yöntemi neden uygulamazlar veya böylesi bir yöntemin varlığından bi-haber olurlar, merak ederim! Tek kademeli bir amonyaklı soğutma sisteminde, soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkan amonyağın toplanıp sıvı tankında stoklanması veya sıvı tankı ve kondanserde müştereken stoklanması yöntemi aşağıda Şekil-7 de şema halinde açıklanmıştır.Bu şemanın tetkikinden anlaşılacağı üzere, soğutma devresindeki amonyak soğutucu akışkanın toplanıp sıvı tankına stoklanması için önce sıvı tankının çıkışındaki B vanası kapatılır ve bu arada,sırası ile, su soğutma kulesi, kondanser suyu pompaları ve kompresör çalıştırılır. Bu çalışma sırasında, kompresörün emme ve basma manometreleri kontrol altında tutulmalı, ayrıca ve öncelikle yağ otomatiğinin işlevinin kontrolu ile, güvenlik görevinin sürdürülebilirliği, güvence altına alınmalıdır.

Şekil-7. Soğutma Devresinde Amonyak Stoklanması

 

Soğutma devresinde yeterli vakuma inilince, sadece sıvı tankına amonyak soğutucu akışkan stoklaması yapılacak ise I ve D vanaları kapatılır., sıvı tankı ile kondanser müştereken stoklama amacı ile kullanılacak ise sadece C vanası kullanılır ve hemen akabinde kompresör stop edilerek  E emme vanası ile, A basma vanası, ayrıca F otomatik yağ dönüş vanası da kapatılır. Böylece amonyaklı sistem tek kademeli soğutma devresinde sıvı tankına veya sıvı tankı ve kondansere müştereken sıvı amonyak stoklanması tamamlanmış olmakta ve soğutma sistemi böylece bakım, onarım ve revizyona ya da tevsiat veya tadilata hazır duruma getirilmiş bulunmaktadır.

Şekil-8.Amonyaklı Soğutma Sistemi için Sıvı Tankı

Gerek freonlu sistem ve gerekse amonyaklı sistem soğutma devrelerinde sıvı tankının dizaynı ve imali son derecede önemlidir. Sıvı tankı ister yatık durumda olsun, isterse dik durumda olsun, likit çıkış borusu sıvı tankının alt kısmına çok yakın bir şekilde tesis edilmelidir. Böylece sıvı tankının dip kısmında az miktarda, hacımca en fazla yüzde on veya yüzde yirmi oranında likit birikmesi durumunda normal soğutma olayı başlamalıdır. Aksi takdirde, normal soğutma için, sisteme likit tankı doluncaya kadar soğutucu akışkan şarjı gerekir ki, bu durum soğutma sistemine lüzumundan fazla soğutucu akışkan şarjını sonuçlandıracağı gibi, soğutma devresinde mevcut soğutucu akışkanın stoklanma imkanını son derecede sınırlayacaktır.

 

SONUÇ;
Freon türü soğutucu akışkan ithaline bağımlı Ülkemizde, soğutma sistemlerinde mevcut soğutucu akışkanların, arıza, bakım, onarım ve revizyon ve gerektiğinde tevsiat ve tadilat olaylarında atmosfere deşarjı çevre kirliliği ve ekonomik savurganlık yönünden son derecede önemli ve üzücüdür. Ayrıca, amonyak soğutucu akışkan olarak, freon soğutucu akışkanlara kıyasen çok daha ucuz ve çevre dostu bir soğutucu akışkan olmasına rağmen, amonyaklı sistem soğuk depo ve soğutma sistemi işletmecileri ile, proje dizayncıları ve tesis kurucuları; bakım, onarım ve revizyon öncesi ve hatta tevsiat ve tadilat öncesi soğutma devresinde mevcut amonyak soğutucu akışkanın sıvı tankına ya da sıvı tankı ve kondansere müştereken stoklanması usul ve yöntem olarak bilinmesi ve uygulanması karşısında, aynı usul ve yöntemin freonlu sistem soğutma tekniği ile, soğuk depoculuk uygulamalarında ele alınmaması, Ülkemizde bilgi iletişimi yönünden son derecede düşündürücü ve üzücüdür. İşte, bu çalışma böylesi düşündürücü ve üzücü durumdan etkilenerek kaleme alınmış ve yazılmıştır. Amacımız; soğutma tekniği konusunda öğretim, eğitim ve bilgilendirmedir.

 

 

SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE YAĞLAMA, YAĞ VERME ve YAĞ TAHLİYESİ

 

SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE YAĞLAMA;
Soğutma sistemlerinde, soğutma kompresörlerinin krank milinin ana yatakları, biyel kolunun küçük uç ve büyük uç yatakları, piston pernosu, piston silindirleri ile krank milinin kayış kasnak sistemine açılan ucundaki boğaz körüğünün (mekanik salmastranın); çeşitli açma ve kapama valfleri ile ayar valflerinin, genleşme valfleri ve selonoid valflerin açma ya da ayar tijlerindeki salmastraların devamlı olarak yağlanması gerekir. Bu amaçla çok düşük sıcaklıklarda, örneğin -300C ila –500C sıcaklıklarda donmayan ve macunlaşma özelliği göstermeyen ince ve özel yağlama yağları kullanılır.

 

Soğutma kompresörlerinin krank milinin ana yatakları,biyel kolunun büyük ve küçük uç yatakları, piston pernosu, piston ve silindirler ile, boğaz körüklerinin yağlanması kompresör karterine konan yağlama yağı ile yapılır. Yağlama yağının yağlanması gerekli yataklara ve sürtünen yüzeylere dağılımı küçük soğutma kapasiteli ve yavaş devirli kompresörlerde çarpma usulü ile, yüksek devirli tüm kompresölerde ise özel yağ pompaları ile sağlanır. 

 

Ancak, öncelikle açıklamak gerekir ki, boğaz körüğü (mekanik salmastra) konusu sadece kayış kasnaklı tür kompresörler için bahis konusu olup, hermetik ve yarı hermetik kompresörler için bahis konusu değildir.

 

Bilhassa freon soğutucu akışkanlar olmak üzere çeşitli soğutucu akışkanların yağ absorbe etme ve dolayısı ile yağ taşıma özelliği vardır. Bu özelliğe soğutucu akışkanın soğutma devresindeki akım hızı da ilave olunduğunda emme ve basma sırasında soğutma kompresörleri, karterlerinde bulunan yağlama yağının bir kısmını da soğutucu akışkan buharı ile basma hattına ve dolayısı ile soğutma devresine pompalar. Soğutma devresinde herhangi bir tedbir alınmaz ise zamanla kompresör karterinden yağlama yağı tamamen emilerek soğutma devresine pompalanmış olur. Soğutma devresine pompalanan bu yağlama yağının tekrar kompresör karterine dönmesi sağlanmaz ise krank milinin ana yatakları, biyel kolunun küçük uç ve büyük uç yatakları ve piston pernosu ile piston ve silindirlerin sarmasına ve kayış kasnaklı tür kompresörlerde boğaz körüğünün yanmasına neden olunabilir. Bu sebeple, yukarıda konu edilen nedenlerle kompresör karterinden soğutma devresine pompalanan yağlama yağının kompresör karterine geri döndürülmesi mutlaka sağlanmalıdır.

 

 KÜÇÜK BOYUTLU SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE YAĞLAMA;
Freon ve halojenli soğutucu akışkanlar bilhassa sıvı durumunda yağlama yağı ile homejen bir karışım oluştururlar. Ancak sıvı durumundan buhar durumuna dönüşürken, sıvı durumunu koruması gerekli yağlama yağından doğal olarak ayrışırlar. Bu ayrışmaya rağmen soğutma sisteminde ve boru tesisatında soğutucu akışkan buharının belirli bir akım hızı olması durumunda, yağlama yağını da beraberinde sürükler. Bilhassa küçük kapasiteli, freon ve halojenli soğutma sistemlerinde bu özellikten yararlanılarak yağlama yağının kartere dönüşü iki ayrı esas altında sağlanır.Bu iki ayrı esastan biri Şekil-1 de verilmiştir.

 

Bu şemanın tetkikinden görüleceği üzere kompresör tarafından pompalanan yüksek basınçlı sıcak soğutucu akışkan buhar beraberinde sürüklediği yağlama yağı ile kondansere gelir ve

kondanserde yoğuşarak sıvı durumuna dönüşür.Sıvı freon veya halojenli soğutucu akışkan yağlama yağı ile homojen bir şekilde karışacağından kondanserde yoğuşan soğutucu akışkan sıvı tankı ve sıvı hattını takip edeceğinden yağlama yağı ile birlikte genleşme valfine kadar gelir.Genleşme valfinden geçerken buharlaşmaya başlayan ve soğutucu ünitede buharlaşmasını tamamlayan soğutucu akışkandan sıvı durumunu koruyan yağlama yağı ayrışır. Ayrışan bu yağlama yağının kompresör karterine dönebilmesi için soğutma sisteminin genleşme valfinden kompresör emişine kadar azalan bir seviye ile tertip ve tanzim edilmesi gerekir.Aksi takdirde soğutma sisteminin alçak seviyeli kısımlarında yağ birikimi olur ve kompresör yağsız kalabilir.

 

Şekil-1. Yağlama Yağının Kompresör Karterine Mutlak Dönüşümü

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

Şekil-2 Yağlama Yağının Kompresör Karterine Zorlamalı Dönüşümü

Yukarıdaki açıklamaya rağmen soğutucu ünite serpantin boruları ile emme boruları küçük çaplı tutulursa genleşme valfinden kompresör emişine kadar azalan bir seviye ile soğutma sisteminin tertip ve tanzim edilmesi gerekmez. Küçük çaplı borularda soğutucu akışkan buharı daha hızlı hareket edeceğinden beraberinde zorlamalı olarak yağlama yağını da sürükler. Şekil-2’de şema halinde açıklandığı üzere böylece yağlama yağının kompresör karterine zorlamalı olarak dönüşü ve sonuç olarak da yağlama işleminin devamı sağlanmış olur. Ancak böyle bir yağlama yöntemi küçük boyutlu ve belki de sınırlı boyutlu freon ve halojen soğutucu akışkanlı soğutma sistemleri için geçerli olup, büyük boyutlu soğutma sistemleri için geçerli değildir..

 

KÜÇÜK BOYUTLU SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE YAĞLAMA;
Büyük boyutlu soğutma sistemlerinde Şekil-1’de açıklandığı gibi genleşme valfinden kompresör emişine kadar soğutma tesis ve teçhizatının azalan bir seviye ile tertip ve tanzimine imkan olamayabilir. Ayrıca Şekil-2’de açıklandığı üzere soğutma devresinde buhar durumundaki soğutucu akışkanın hızını artırmakla da yağlama yağının kompresör karterine dönüşü sağlanamayabilir. Diğer taraftan ve bilhassa freon ve halojenli soğutucu akışkanların aksine çok büyük boyutlu ticari tür soğuk depolarla buz fabrikalarında soğutucu akışkan olarak tercih edilen amonyağın sıvı durumunda iken beraberinde yağlama yağı taşıma özelliği yoktur. Bu nedenlerle, gerek büyük boyutlu freon ve halojen soğutucu akışkanlı soğutma tesislerinde ve gerekse amonyaklı soğutma tesislerinde kompresör tarafından kondansere basılan yüksek basınçlı sıcak ya da kızgın buhar durumundaki soğutucu akışkanın sürüklediği yağlama yağının kondanserden önce tutularak tekrar kompresör karterine sevki gerekir. Şekil-3’de bu amaçla düşünülen ve tertip edilen bir otomatik yağ ayırıcının şeması verilmiştir. Böyle bir otomatik yağ ayırıcıya kompresörün  pompaladığı kızgın ve yüksek basınçlı soğutucu akışkan buharı ve bu buharın sürüklediği yağlama yağı A hattından girer ve silindirik gövde kısmının alt seviyesine kadar iner. Bu arada B hattından çıkarak kondansere ulaşmak isterken paslanmaz ve soğutucu akışkana uygun karakterli metal torna veya freze talaşı yığını ile karşılaşır. Bu metal torna veya freze talaşı yığınından soğutucu akışkan buharı geçer, ancak; yağlama yağı geçemez ve alt kısma düşerek silindirik gövde tankın dibinde birikmeye başlar. Böylece biriken yağ seviyesi şamandırayı kaldıracak seviyeye ulaşınca şamandıra kendiliğinden kalkar ve şamandıra iğnesini açar. Böylece silindirik gövde tankın dibinde biriken yağlama yağı seviye ve basınç farkı ile kompresör karterine tabii olarak akar. Bu durum devri daim olarak devam edeceğinden kompresör karterindeki yağlama yağı miktar olarak azalmadan yağlama görevine devam eder.


 

 

Şekil-3.Otomatik Yağ Ayırıcı

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şekil-4. Büyük Boyutlu ve Otomatik Yağ Ayırıcılı Soğutma Sistemi

 

Büyük boyutlu ve otomatik yağ ayırıcılı bir soğutma sisteminde otomatik yağ ayırıcının giriş ve çıkış, yani A ve B hatlarındaki basınçlar kompresörün basma basıncına eşittir. Şekil-4’de bir otomatik yağ ayırıcının soğutma devresine bağlanış durumu şema halinde verilmiştir. Bu şemanın tetkikinden de görüleceği üzere otomatik yağ ayırıcı kompresörün basma tarafı ile kondanser arasında yer almaktadır. Bugünkü şartlar altında düşünülen ve yapılan her makine ya da tesiste ideal sınırlara ulaşılamaz. Dolayısı ile otomatik yağ ayırıcıda da ideal sonuçlara ulaşılamaz. Yani, kompresörün bastığı kızgın durumdaki yüksek basınçlı soğutucu akışkan buharı ile birlikte sürüklenen yağlama yağı otomatik yağ ayırıcıda tam olarak ayrıştırılıp, kompresör karterine iade edilemez. Bir miktar yağlama yağı çok az da olsa soğutucu akışkanla birlikte soğutma devresinin çeşitli kısımlarına ve soğutucu ünitelerine dağılır ve düşük seviyeli kısımlarda toplanır.Bu şekilde düşük seviyeli kısımlarda yağ toplanması zamanla soğutma olayını olumsuz yönde etkiler. Bu nedenle soğutma devresindeki yağ birikintilerinin zaman zaman tahliye edilmesi gerekir. Bunun için de soğutma sisteminde düşük seviyeli kısımlara ve soğutucu ünitelere yağ drenaj valfleri konulmalıdır.Yağlama yağının sistemde dolaşmasının burada konu edilen zararları yanında faydaları da vardır. Örneğin; soğutma sisteminde bulunan çeşitli açma ve kapama valfleri ile, ayar valflerinin, genleşme valfleri ve selonoid valflerin açma kapama ya da ayar tijlerindeki salmastraların tam sızdırmaz olabilmeleri için gerekli olan yağlama ihtiyacı sistemde bulunan ve soğutucu akışkanla birlikte ve aslında kaçak olarak dolaşan bu yağlama yağı ile içten, yani kısımlardan devamlı bir şekilde kendi kendine sağlanır. Buna rağmen bu kabil salmastraların ve tijlerin zaman zaman ve olanak oranında dış taraftan da yağlanması ele alınmalıdır.

 

KÜÇÜK KAPASİTE VE PARALEL KOMPRESÖRLÜ SOĞUTMA  SİSTEMLERİNDE YAĞLAMA;

Soğutma sistemlerinde Şekil-3 ve Şekil-4’de belirtildiği gibi kompresör çıkışlarında otomatik yağ ayırıcı tesis edilmesine ihtiyaç görülmeyen durumlarda birden fazla kompresörün birbirine paralel bağlanması halinde her kompresörün karterinde belirli ve eşit seviyede yağlama yağı bulundurulması aslında önemli bir sorundur.

 

Değişik kompresörlerin farklı ve ayrı zamanlarda çalışması sonucu yağlama yağı stop halindeki bir kompresörün karterinden emilerek çalışma durumundaki diğer bir kompresörün ya da kompresörlerin karterine toplanır. Bu durumda stop halindeki kompresörün çalışması durumunda ilk harekette belirli bir süre yağsız kalabilir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şekil-5. Küçük Kapasiteli ve Paralel Bağlı Soğutma Kompresörlerinde Yağlama

 

Bu durumu önlemek için Şekil-5’de çalışma prensipleri şema halinde belirtildiği gibi birbirine paralel bağlı kompresör karterleri birbirine birer yağ dengeleme  ve birer de buhar dengeleme boruları ile irtibatlandırılır. Bu irtibatlandırmada yağ dengeleme borusunun karter yağ seviyesinin altında, buhar dengeleme borusunun ise yağ seviyesinin epeyce üstünde olmasına dikkat edilmelidir. Bu şekilde bir dengeleme sistemi tertip ve tanzimi ile birbirine paralel bağlı

kompresörlerin tümünün çalışması halinde kompresör karterlerindeki yağ seviyesinin aynı olması, bir veya bir kaçının çalışması halinde ise çalışan kompresör ya da kompresörlerin karter ya da karterlerine tesisteki tüm yağlama yağının toplanmaması, bu arada çalışmayan ve stop halindeki kompresörlerin yağsız kalma tehlikesine düşmemesi sağlanmış olur.

 

SOĞUTMA SİSTEMLERİNDE YAĞ TAHLİYESİ;
Yukarıda da konu edildiği gibi soğutma sistemlerinde kompresör karterinde mevcut yağlama yağının kısmen de olsa soğutucu akışkanla birlikte soğutma sisteminin diğer tesis ve teçhizatına sürüklenmesi önlenemez. Böylesi durumlarda önlem olarak, örneğin herhangi bir soğutma sisteminde bir sıvı tankı ile bir soğutucu üniteyi ele alalım. Gerektiğinde yağ tahliyesi için bir sıvı tankı ve bir soğutucu ünitenin en alçak seviyeli kısmına ve uygun birer yerlerine uygun bir biçimde Şekil-6’da gösterildiği gibi birer yağ drenaj valfi tesis edilmelidir. Soğutma sisteminde mevcut bu ve benzeri yağ drenaj valflerinin altına  zaman zaman ve gerektiğinde birer bidon ya da üstü kapaklı bir kap tutulur ve yağ tahliyesi için valf kontrollu olarak açılır. İlk önce bu valfden birikim halindeki yağlama yağı akar, ancak birikim halindeki yağlama yağının bu şekilde drenajı son bulurken yağla beraber soğutucu akışkan buhar veya sıvı durumunda drene olunmaya başlar. Ancak tam bu sırada yağ drenaj valfi kapatılmalıdır. Böylece soğutma sisteminde mevcut değişik birimlerde biriken gereksiz yağlama yağının drenajı ve tahliyesi sağlanmış olur.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


Şekil-6.Sıvı Tankı ve Soğutucu Ünitede Yağ Drenajı

 

KOMPRESÖR KARTERİNDEN YAĞ TAHLİYESİ VE KOMPRESÖRE YOL VERME;
Kompresörlerde kullanılan yağlama yağı kompresörün çalışma şartlarına ve yağın özelliklerine göre, bilhassa merkezi sistem soğutma tesislerinde, kompresörün 5000 ila 8000 saat arasında çalışması sonucu yağlama özelliklerini kaybeder. Bu durumda kullanılmış yağlama yağının kompresör karterinden tahliyesi ve yerine taze yağ verilmesi gerekir. Bir soğutma devresi tam kapalı bir sistem olduğundan ve bu sistemin içinde devamlı olarak buhar ya da sıvı durumunda soğutucu akışkan bulunduğundan kompresör karterinden yağ tahliyesinde ve kompresör karterine yağ verilmesinde atmosfer ve atmosfer içindeki yer çekimi şartlarından doğrudan doğruya yaralanılamaz. Bu şartlara ilave olarak kompresör karterindeki soğutucu akışkan buharının mevcut basıncının da göz önüne alınması gerekir.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


(a)                                                                  (b)
Şekil-7.Soğutma Kompresörlerinde Yağ Tahliyesi ve Yağ Verilmesi

 

Kompresör karterinden, üst kısmı atmosfere açık bir kaba yağ tahliyesi için karterdeki soğutucu akışkan buharı basıncının bir atmosferden yüksek olması ve dolayısı ile soğutma sistemi çalışma şartlarının böyle bir duruma imkan verecek şekilde kontrol ve kumanda altına alınması gerekir. Aynı şekilde kompresör karterine dışarıda bulunan ve üstü atmosfere açık bir kaptan  yağ verilmesi için karterdeki soğutucu akışkan buharı basıncının bir atmosferden küçük, yani; vakum altında olması gerekir. Kompresör karterindeki soğutucu akışkan buharının vakum altına inebilmesi için kompresör çalışırken emme vanası belirli bir süre ve kontrollu olarak kapatılmalıdır.

 

Gerek soğutma kompresörünün karterinden yağ tahliyesi ve gerekse soğutma kompresörünün karterine yağ verilmesi için gerekli bağlantı ve uygun sifon teşkilatı Şekil-7, a ve b de basit birer şema halinde verilmiştir. Bu şemalarda verilen ve açıklanan yağ tahliye ve yağ verme sistemlerinin çok basit görünümlü olmasının yanında bir soğutma kompresöründe yağ tahliyesi ve yağ verme işlemi de yukardaki açıklamalardan anlaşılacağı üzere çok basit bir olaydır.

 

Bu duruma karşılık yağlama olayı, bir soğutma kompresörü için en önemli ve titizlikle dikkat edilmesi gereken bir olaydır ve önemli bir operasyondur. Kompresörün yağsız kalması ya da gerekli şekilde yağlanmaması halinde öncelikle boğaz körüğü (mekanik salmastrası) yanar ve hemen önlem alınmaz ise soğutma sistemindeki soğutucu akışkan bozulan boğaz körüğünden atmosfere kaçar ve çevre kirliliği yanında maddi kayıplara da neden olunur. Ayrıca ve hemen bu arada yatak sarması ve krepaj olayı gibi çok önemli sorunlar da ortaya çıkabilir. Böylesi sorunların ortaya çıkmaması ve soğutma kompresörlerimizin uzun ömürlü olması için yağlama olayı ile yağlama işleminin önemi çok iyi bilinmelidir.

 

SONUÇ VE ÖNERİLER;
Soğutma sistemlerinde bilhassa kompresörde yağlama, yağ tahliyesi ve yağ verme son derecede önemlidir. Yağlama yağı kompresörün dönen elemanları ile boğaz körüğü için son derecede önemli olmakla beraber, soğutma sistemindeki çeşitli valflerin tij salmastralarının yağlanması ile sızdırmazlıklarının sürdürülmesi için de önemlidir. Bu nedenle soğutma sistemlerinde yağlama olayı kusursuz olarak mükemmel bir şekilde sürdürülmelidir. Ancak bu hususta öncelikle soğutma kompresörlerinin değişken karter basınçlarında görevlerini sürdürebilecek mükemmel yağ pompa ve yağlama sistemine sahip olmaları gerekir. Yağlamanın kifayetsiz olması durumda soğutma kompresörlerinin stop etmesi için gerekli ve uygun otomatiklendirme sistemleri ile donatılmalıdır. Düşük devirli ve küçük soğutma kapasiteli soğutma kompresörlerinde çarpma usulü ile, yani; pompasız, yağlama yapılabilir. Ancak yüksek devirli ve büyük soğutma kapasiteli soğutma kompresörlerinde mükemmel bir yağ pompası ve yağlama sistemi mutlaka tesis edilmelidir. Çok büyük kapasiteli soğutma kompresörlerinde yağlama yağı pompa sistemi krank milinden aldığı hareket yerine ayrı bir elektrik motorundan hareket almalı, böylece; ilk hareketten önce yağlama yağı pompa sistemi çalıştırılmalı, daha sonra kompresöre yol verilerek, yağlama yönünden tam güvenlik sağlanmalıdır. Ayrıca, açık tür, yani kayış kasnak sistemle tahrikli soğutma kompresörleri yerine hermetik ve yarı hermetik soğutma kompresörleri tercih edilmelidir. Bu hususa ilave olarak soğutma devreleri oldukça basit sistemlerden oluşturulmalı,lüzumsuz ve gereksiz vana vb. teçhizatla donatılmalıdır. Ancak, soğutma kompresörlerinde  yağ tahliyesi ile yağ verme işlemini kolaylaştırmak ve basite indirgemek için en azından kompresör emme vanasının üç yollu olmasına özen gösterilmelidir.

 

 

SOĞUTMA KOMPRESÖRLERİNDE YAĞLAMA EMNİYETİ YÖNÜNDEN ALINMASI GEREKLİ TEDBİRLER

 

ÖZET;
Soğutma kompresörlerinde yağlama emniyeti soğutma etkinliği yönünden olduğu gibi, kompresörün dayanımı ve ömrü yönünden de önemlidir.

 

Düşük devirli ve yüksek devirli olması durumlarına göre soğutma kompresörlerinde yağlama sistemlerinde farklılıklar olması gerektiği gibi, kontrol altında sınırlı süreli vakum altında çalışma durumları ile, kompresörün soğutma kapasitesine, cesametine ve soğutucu akışkan türüne göre de yağlama sistemleri özellik arz eder.

 

Ayrıca bilhassa freonlu sistem soğutma kompresörlerinde kapasite ikmali veya çift rejim amaçlı paralel kompresör tesisi uygulamalarında yağlama emniyeti ve sürekliliği yönünden ayrıcalıklı tedbirler alınmasını gerektirir.

 

Bu çalışmada, devir hızına, kontrol altında sınırlı süreli vakum altında çalışma durumuna, soğutma kapasitesine, cesametine ve soğutucu akışkan türü ile, paralel bağlı olması durumlarına göre, soğutma kompresörlerinde yağlama emniyeti yönünden mevcut olması veya alınması gerekli tedbir ve donanımlar konu edilecektir.

 

GİRİŞ;
Soğutma kompresörlerinde yağlama emniyeti ile, soğutma etkinliği ve ayrıca dayanım ve çalışma ömrü konu edildiğinde öncelikle, soğutucu akışkan türü ele alınmalıdır. Soğutma devrelerinde amonyak, sirkülasyon sırasında yağlama yağını beraberinde pek sürüklemez, sürüklese de soğutma devresinde kompresörün basma hattına tesis edilecek bir otomatik yağ ayırıcı ile, soğutucu akışkanla birlikte sürüklenmekte olan yağlama yağı tutuklanarak tekrar kompresör karterine iade edilir. Oysa freon soğutucu akışkanlar yağlama yağı ile çok kolay karışır ve beraberinde aşırı miktarda yağlama yağını da sürükler. Dolayısı ile freonlu soğutma sistemlerinde de amonyaklı soğutma sistemlerinde olduğu gibi soğutma devresinde kompresörün basma hattına tesis edilecek, ancak daha hassas yapılı bir otomatik yağ ayırıcı ile, freon soğutucu akışkanla birlikte sürüklenmekte olan yağlama yağı önemli bir miktarda tutuklanarak tekrar kompresör karterine iade edilir. Ancak freonlu soğutma sistemlerinde yağlama emniyeti yönünden böylesi bir tedbir yetmez. Ayrıca, kondanser ve evaporatör dizaynı ile, soğutma devresi donanımında da önemli tedbirler alınması gerekir.

 

Öte yandan soğutma kompresörlerinde yağlama emniyeti ile, soğutma etkinliği ve ayrıca dayanım ve çalışma ömrü kompresörün devir hızı ile, yağlama sistemine bağlı olmasının yanında, pompalı sistem yağlamalı kompresörlerde yağ pompasının yapısı ile, kompresör karterindeki yerleşim durumuna ve karterdeki yağlama yağına batırılmış olması veya herhangi bir konumda tesis edilme durumuna göre değişir. Düşük devirli ve çarpmalı tür kompresörler uzun ömürlü ve sınırlı ölçüde vakum altında çalışma özelliğini taşımakla beraber, sınırlı ölçüde yüksek devirli pompalı tür yağlamalı kompresörler de, yağ pompasının kompakt dişli tür ve karterdeki yağlama yağına tam batırılmış olarak tesisi durumunda uzun ömürlüdür ve ayrıca sınırlı ölçüde ve kontrollü olarak vakum altıda çalışma özelliğini de taşırlar

 

Yüksek soğutma kapasiteli ve büyük boyutlu soğutma kompresörlerinde ilk hareket sırasında öncelikle yağlama emniyeti için yağ pompası, yukarda konu edilen özellik ve yerleşim durumuna uygun olmak kaydı ile farklı ve ayrı bir elektrik motoru ile tahrik olunmalıdır.

Freonlu soğutma sistemlerinde soğutma kapasitesi ikmali ve çift rejimli soğutma ihtiyaçları durumlarında birbirine paralel bağlı kompresör grubu oluşturulması durumlarına soğutma kompresörlerinde karter yağ seviyesinin altında ve üstünde paralel yağ dengeleme sistemine uygun irtibat yerleri taşımalıdır

 

Soğutma kompresörü satın alınmasında ve bilhassa ithalinde, böylesi hususların aranması ve istenmesi son derecede önemlidir.

 

SOĞUTMA KOMPRESÖRLERİNDE DÖNME HIZI;
Konuyu bir örnekleme ile ele almak ister isek, herhangi bir soğutma kompresörü 750 dev/dak dönme hızında 5000 W soğutma kapasitesinde olsun, teorik veya ticari olarak bu kompresörü 1500 dev/dak hızla döndür iseniz, soğutma kapasitesi 10000 W, 3000 dev/dak hızla döndürürseniz ise, soğutma kapasitesi 20000 W olarak beyan edilebilir. Olmaz böyle şey! Bir soğutma kompresörü aynı ölçülerde ve aynı koşullarda olduğu yerde dururken, dört misli artıp, 5000 W soğutma kapasitesinden 20000 W soğutma kapasitesine yükselmez! Yalın halde bir elektirik motoru 3000 dev/dak hızla çalışırken dayanım ve gürültü yönünden sorunlar yaratırken, aynı şekilde yine dayanım ve gürültü yönünden su pompası ve fanları, hatta soğutma tekniğinde kullanılan fanları azami 1500 dev/dak hızla, bazı durumlarda da 1000 dev/dak hızla çalıştırmayı esas alırken, nasıl oluyor da, 3000 dev/dak hızla dönen sözde kompresörler ithal ediliyor ve böylesi kompresörler soğutma tekniğinde kullanım alanı buluyor! Soğutma tekniğinde yüksek devirli soğutma kompresörü, kapasite tutarsızlığı demektir, gürültü ve titreşim demektir, yağlama yönünden sorun demektir, her an arıza demektir, bilhassa asla hata kabul etmeyen besin ürünü soğuk ve donmuş muhafazasında güvensizlik ve endişe demektir.

 

Bu nedenle, ithal edilen ve Ülkemizde soğutma tekniği ve soğuk ve donmuş depoculuk uygulamalarında kullanılan soğutma kompresörlerine dönme hızı yönünden sınır getirilmelidir. 750 dev/dak dönme hızı kabul, 1000 dev/dak dönme hızı kabul, 1500 dev/dak dönme hızı da kabul, ancak daha fazlası ve 3000 dev/dak dönme hızı asla! Ancak, pompalı tür değil, çarpmalı tür yağlamalı, 750 dev/dak dönme hızlı kompresörler daha da kabul.

 

SOĞUTMA KOMPRESÖRLERİNDE YAĞLAMA;
Soğutma kompresörlerinde yağlama, çarpmalı tür ve pompalı olmak üzere birbirine göre çok farklı iki ayrı tür ve yöntem altında yapılır. Düşük devirli, örneğin 600 dev/dak ile 900 dev/dak arası dönme hızlı soğutma kompresörlerinde, çarpmalı tür yağlama uygulanır. Bu tür kompresörlerde yağlama, biyel büyük ucuna bağlanmış özel kepçeciklerin kompresör karterinde mevcut yağlama yağına çarpması ile, krank mili ana yatakları ile biyel büyük ucu yataklarının ve biyel küçük ucu yatak ve pernosu ile, silindir ve piston çeperlerinin yağlanması sonucu gerçekleşir. Bu tür kompresörler, kullanımı basit, yağlama olayı devam ettiği sürece vakum koşullarında çalışabilen, dayanıklı ve uzun ömürlü kompresörlerdi. Bu tür kompresörlerde vaktiyle ithal edilmiş ve hatta yerli olarak imal edilmiş, Ülkemizde bugün dahi çalışmakta olan pek çok kompresör vardır. Ancak fiyat yönünden yüksek devirli kompresörlerin ve hele hele 3000 dev/dak dönme hızlı kompresörlerin fütursuzca ithali ile, bu tür kompresörler maalesef unutulmuş bulunmaktadır.

 

Yüksek devirli soğutma kompresörlerinde yağlama, pompalı tür, yağlamadır. Pompalı tür yağlamada, kompresör karterinde mevcut yağlama yağı, yağ pompası ile emilerek, krank milinde, biyel kollarında ve tüm yataklarda mevcut kanalcıklardan tüm sürtünen elemanlara pompalanır ve böylece yağlama olayı gerçekleşmiş olur.

 

Ancak üretici firmaların ucuzuna ve kolayına geldiği için, iyi özelliği sınırlı her hangi bir yağ pompasını krank milinden kumanda alabilecek karterde mevcut yağlama yağının seviye olarak epeyce üstünde montajı kolay bir yere tesis etmektedirler. Pompaların, bu arada yağlama yağı pompalarının, emme ve basma yetenekleri basma ve emme basınç farkına bağlıdır. Bu basınç farkı büyüdükçe yağlama yağı pompasının işlevi sınırlanır ve hatta soğutma kompresörünün vakumda ve bilhassa aşırı vakumda çalışması durumunda yağlama pompasının emme ve basma yeteneği sıfırlanır ve böylece soğutma kompresörü yağlama yönünden sorunlarla karşılaşır.

 

Oysa, yağlama yağı pompası olarak hassas yapılı bir dişli yağlama yağı pompası seçilse ve bu pompa, yine krank milinden kumanda alacak bir şekilde kompresör karterine tam batırılmış olarak tesis edilse, yağlama yağı pompasının emme mesafesi sıfırlanmış olacağından ve ayrıca kompresör karter mekanında yer alan sürtünen ve dönen elemanlar ile,yağlama yağı kanallarına, soğutma kompresörü kontrollu olarak vakum altında çalışsa dahi, yağlama olayı devam edecektir. Burada, soğutma kompresörünün kontrollu olarak çalışmasından amaç, soğutma kompresörleri, esasen emme ve basma basınçları ile, yağlama yönünden otomatiklendirilmiş olmalı, yağlama yönünden otomatiklendirmede ise yağlama yağı pompasının basma basıncı ile emme basıncı arasındaki fark yaklaşık olarak ∆P = 2 Bar basınç ile sabitlenmesi durumunda, soğutma kompresörü yağlama yönünden esasen güvenlik altına alınmış olacaktır.

 

Çok daha büyük soğutma kompresörlerinde, ilk harekette kompresör yol alıncaya kadar, usulüne uygun imal ve tesis edilmiş olsa dahi, krank milinden kumanda alan yağlama yağı pompası işlevini yapamayabilir ve bu arada kompresör yağlama yönünden sorunlarla karşılaşabilir.İşte böylesi sorunların izalesi için, çok büyük boyutlu soğutma kompresörlerinde, yağlama yağı pompası hassas yapılı dişli pompa olmak ve karterdeki yağlama yağı içersine tam batırılmak kaydı ile, dışardan ayrı bir motor ile tahrik edilir. Bu tür kompresörlerde önce yağlama yağı pompası çalıştırılarak, yağlama olayı gerçekleştişrilir ve daha sonra soğutma kompresörüne yol verilir.

 

Ancak Ülkemize soğutma kompresörü ithalinde tüm bu hususlara özenle ve önemle dikkat olunmalıdır.

 

SOĞUTMA KOMPRESÖRLERİNDE GÖRÜNÜRDE OLMASI GEREKENLER;
Soğutma kompresörleri; hermetik (ekovat türü), yarı hermetik ve açık (kayış+kasnaklı) tür olmak üzere gruplandırılabilirler. Hermetik kompresörler sınırlı, yarı hermetik kompresörler orta derecede, açık tür kompresörler ise daha büyük soğuma kapasiteli kompresörlerdir. Soğutma kompresörleri her ne soğutma kapasitesinde olursa olsun, sadece ekovatlar için ¾ veya 1 beygir tahrik gücünden başlamak kaydı ile tüm soğutma kompresörlerinde yağ seviye göstergesi bulunmalıdır. Ayrıca, ekovatlar için 1 beygir tahrik gücünden başlamak kaydı ile tüm soğutma kompresörlerinde üç yollu emme ve basma vanaları tesis edilmiş olmalıdır.

 

Bu hususlar da soğutma kompresörlerinin ithalinde ve satın alınmasında dikkat edilecek hususlar olmalıdır.

 

SOĞUTMA KOMPRESÖRLERİNDE DİĞER OLMASI GEREKENLER;
Soğutma kompresörlerinde yağlama ve yağlama güvenliği son derecede önemli olduğuna göre, ekovatlar için 1 ½ veya 2 beygir tahrik gücünden başlamak kaydı ile, yağlama yağı otomatiği bağlantı uçları bulunmalıdır. Bu uçlardan biri, yağlama yağı pompasının basma tarafına,diğer ucu ise kompresör krank milinin yağlama yağı pompasının bulunduğu ucuna değil diğer ucuna irtibatlı olmalıdır. 100000 W soğutma kapasiteli, tercihan 25000 W soğutma kapasiteli soğutma kompresörlerinde, kapasite ayarı mevcut bulunmalıdır.Ayrıca, otomatik yağ ayırıcı tesisinde yağ ayırıcıda dönüş yapma durumunda olan yağlama yağı için kompresör karterinde irtibat yeri olmalıdır, Bilhassa soğuk ve donmuş depoculuk uygulamalarında çift rejimli uygulama gerekmesi ya da soğutma kapasitesi ikmali durumlarında ve freonlu sistem soğutma tekniği uygulamalarında kompresör karterlerindeki yağlama yağının seviye dengelemesinde ihtiyaç olabileceğinden, karter yağ seviyesinin altinda ve üstünde paralel dengeleme borularına uygun irtibat yerleri olmalıdır.bu irtibat yerlerinden bir adeti, otomatik yağ ayırıcıdan dönen yağlama yağı için de müştereken kullanılabilir.

 

Ülkemize soğutma kompresörü ithalinde ve satın alınmasında bu hususlara da önem verilmeli ve özen gösterilmelidir.

 

SOĞUTMA KOMPRESÖRLERİNDE OTOMATİKLENDİRME;
Soğutma kompresörlerinde otomatiklendirme, soğutma sisteminin türüne, soğutma kapasitesine ve işlevine göre farklılıklar gösterir.

 

Ev Buzdolaplarında Otomatiklendirme;
Ev buzdolaplarında otomatiklendirme, bir duyarga uçlu termostad ile yapolır. Termostadın duyarga ucu buzluğun emiş borusuna çok yakın bir yere monte edilir. Buzluk yeterli miktarda soğuyunca termostad ekovata giden elektirik akımını keser ve böylece ekovat stop eder, buzluk bir miktar ısınınca termostad tekrar eletirik akımına yol verir ve böylece ekovat tekrar çalışmaya başlar. Ev buzdolaplarında ayrıca ekovatı aşırı akıma karşı koruyan bir termik ile, ekovatın ilk hareketinde görev alan bir röle de bulunmaktadır.

 

Ticari Tür Buzdolapları ve Soğutucularda Otomatiklendirme;
Ticari tür buzdolapları ve soğutucular, esasta; ev buzdolaplarına benzer türde basit ve sade türde soğutma sistemlidir.Bu tür soğutma sistemlerinde kondanser fanlı hava akımı ile soğutulmakta, evaporatör ise, gerektiğinde fanlı hava akımlı olarak işlevini sürdürmektedir. Bu tür buzdolapları ve soğutucularda otomatiklendirme, ev buzdolaplarında uygulanan esasa göre yapılır. Ancak, 1/4  beygir gücünden itibaren monofaze ekovatlada, ayrıca güç takviyesi için bir de kondansatör bulunmaktadır.

 

Orta Boy Soğutma Sistemlerinde Otomatiklendirme:
Orta boy soğutma sistemlerinde, kılcal yerine genleşme valfi yerini almış, ayrıca soğutma devresine likit deposu ilave edilmiş olpu, ekovatın emme ve basma uçlarında da üç yollu vana tesis edilmiş bulunmaktadır. Ancak sistemin sadeliği yönünden likit deposu giriş ve çıkışına açma kapama vanası ilave edilmemiş, likit deposu ile kondanserin gerektiğinde soğutucu akışkan stoklaması için kullanılmak amacı ile drayer selenoid valf ile ekspansiyon valfi arasına tesis edilmiştir. Bu tür soğutma sistemlerinde de otomatiklendirmede ticari tür buzdolapları ve soğutucularda uygulanan esas kabul edilmekle beraber, ekovatın stop startı, soğutma sistemlerinde oda termostadı ile selenoid valf ve ekovat şalt sistemine seri olarak bağlanmış monofaze elektirik devresi ile sağlandığı gibi ekovatın üç yollu emme vanasına tesis edilecek bir vakum otomatiği ile de ekovat vakum yönünden güvence altına alınır.

 

Büyük Boy Soğutma Sistemlerinde Otomatiklendirme:
Büyük boy freonlu soğutma sistemleri , tesis ve teçhizat yönünden tam teferruatlı soğutma sistemleri olmalıdır. Bu durumda, ekovat veya kompresör; vakum ve aşırı basınç koşulları ile yağlama sorunlarına karşı, vakum, basınç otomatikleri ve yağ otomatiği ile kontrol ve güvence altına alınmalıdır. Gerektiğinde kompresörün emme ve basma basınç ve sıcaklıkları ile, yağlama yağının yağlama basınç ve sıcaklığı da uygun manometrelerle kontrol altına alınıp, izlenebilmelidir.Büyük boy soğutma sistemlerinde doğal olarak birden fazla evaporatör de bulunabileceğinden, soğutulan her mekan için ayrı bir oda termostadı ile ayrı bir selenoid valf sistemine de ihtiyaç olacaktır.

 

Amonyaklı Soğutma Sistemlerinde Otomatiklendirme:
Soğutma kompresörlerinde emme ve basma basınçlarının kontrolunun yanında değişken karter basınçları altında yağlama olayı da son derecede önemlidir. Soğutma kompresörlerinde karter hacmı emme hattı ile irtibatlı olduğundan, karter basıncı emme basıncına eşit olur. Değişken bir karter basıncında emme basıncı da değişken olacaktır. Yağlama olayında yağ pompasının basma basıncı değişken karter basıncına bağlı olarak belirlenmektedir. Her halükarda Yağlama yağı pompasının basma basıncı, değişken karter basıncından en azından 1 veya 2 Bar daha yüksek olacak şekilde belirlenmeli ve buna göre otomatiklendirilmelidir.

 

Bugün, soğutma kompresölerinde yağlama yağı pompasının basma basıncını, değişken karter basıncına göre kontrol altında tutan ve yağlama yağı pompasının basma basıncının karter basıncına belirli bir değerde yaklaşması halinde kompresörün otomatik olarak stop ettirilmesini sağlayan yağlama yağı otomatikleri mevcuttur.

 

Ayrıca soğutma sistemlerinde basma basıncının belirli bir değere yükselmesi halinde soğutma kompresörünü stop ettiren yüksek basınç otomatikleri, emme basıncının belirli bir değere inmesi halinde kompresörü stop ettiren alçak basınç otomatikleri veya emme otomatikleri ya da vakum otomatikleri mevcuttur.

 

Belirli boyutlu freonlu soğutma kompresörlerinde olduğu gibi amonyaklı sistem soğutma kompresörlerine genellikle, 1 adet yüksek basınç otomatiği ile, 1 adet vakum otomatiği tesis edilmesinin gerekliliği yanıda 1 adet de yağ basınç otomatiği, tesis edilmeli ve soğutma kompresörü bu otomatiklerle alçak ve yüksek basınç sorunları ile yağlama yağı etkinliği yönünden kontrol ve kumanda altına alınmalıdır.

 

Ayrıca büyük boyutlu freonlu soğutma kompresörlerinde de olması gerektiği gibi, bilhassa amonyaklı sistem soğutma kompresörlerinde, 1 adet yağ basınç manometresi, 1 adet yüksek basınç manometresi ile, 1 adet alçak basınç manometresi ve ayrıca, 1 adet yağ sıcaklığını ölçme termometresi ve 1 adet basma sıcaklığını ölçme termometresi ile, 1 adet emme sıcaklığını ölçme termometresi ile, 1 adet de sıvı hattına tesis edilmesi gerekli sıvı amonyak ölçme termometresi, tesis edilmeli ve böylece soğutma sisteminde basınç ve sıcaklık yönünden tüm değerlerin izlenme ve kontrol imkanı elde edilmelidir.

 

 

SONUÇ;
Görüleceği üzere soğutma kompresörlerinde yağlama emniyeti yönünden alınması gerekli tedbirler, yalın hali ile, sadece yağlama yağı yönünden olmayıp, emme ve basma basınçları, ve bu arada bilhassa emme basıncı da yağlama olayında son derecede etkendir. Ayrıca soğutma sisteminin türü, küçüklüğü ve büyüklüğü ile kullanılan soğutucu akışkana göre yağlama güvenliği yönünden alınması gerekli tedbirler çok farklılık göstermektedir,

Ancak,soğutma kompresörlerinde yağlama emniyeti yönünden alınması gerekli tedbirler arasında öncelikle soğutma kompresörünün türü, dönme hızı, yağlama yağı pompası ve yerleşim durumu ile, kompresör üzerinde bulundurulması ve tesisi gereken teçhizat önem arz etmektedir.

 

Önemli olan, soğutucu akışkan ve soğutma sisteminin türü ile, küçüklük ve büyüklük değerini esas alarak, daha az masraflı ve daha sade sistem, tesis ve teçhizatla soğutma kompresörlerinde yağlama güvenliği yönünden uygun ve gerekli tedbirleri uygulama alanına almak ve ayrıca yağlama yönünden alınması gerekli tedbirlerin sağlanmasına esas ve uygun soğutma kompresörleri ithal etmek ve satın alabilmektir.

 

SOĞUK DEPOCULUKTA MUHAFAZA USULLERİ:

 

Bugün ticari ve endüstriyel yaşamda besin ürünleri soğuk depoculukta iki ayrı usul altında muhafaza edilir.

 

1.   Soğuk Muhafaza

2.   Donmuş Muhafaza

 

Genellikle meyve ve sebzeler ile kısa süreli muhafazalar için soğuk muhafaza usulü uygulanır. Soğuk depoculukta soğuk muhafaza yerine taze muhafaza tabiri de kullanılır. Besin ürününün özelliği ve muhafaza süresine göre bir soğuk muhafaza deposunun sıcaklığı ±1 ˚C ila +15 ˚C arasında değişir.

 

Uzun süreli muhafazalar için ise donmuş muhafaza usulü uygulanır. Gene besin ürünün özelliği ve muhafaza süresine göre bir donmuş muhafaza odanın sıcaklığı –10 ˚C ila –30 ˚˚C arasından değişir.

 

Soğuk depoculukta ±0 ˚C ila –10 ˚C sıcaklıkları arasında besin ürününün donmuş muhafazası pek doğru olmaz. Soğutma işleminin herhangi bir sebeple stop etmesi durumunda bu bölgede donmuş besin ürünü belirli bir süre sonunda çözülme olayı ile karşılaşa bilir. Oysa besin ürünleri,besin ve lezzet özelliklerini kaybetmemesi için ancak bir defa dondurulmalı ve sadece tüketilmek veya pişirilmek üzere gene bir defa çözülmelidir. Herhangi bir besin ürününün birkaç veya bir çok defa dondurulup çözülmesi besi,n ve lezzet özelliklerini büyük ölçüde bozar ve hatta o besin ürününün bozuşmasına neden olur.

 

Bu sebeple, donmuş muhafaza işleminin güvenlik altında devamı için donmuş muhafaza odası sıcaklığının en azından –10 ˚C veya daha düşük sıcaklıklarında olması arzu edilir.

 

Önemli bazı besin ürünlerinin soğuk ve donmuş muhafaza sıcaklıkları, bağıl nem miktarı ve yaklaşık depolama süreleri ile, ortalama su muhteviyatı ve yaklaşık donma sıcaklıkları ve ayrıca donmadan önce ve donduktan sonra özgül ısıları ile, donma gizli ısıları aşağıda çizelge-1.,2.,3. ve 4.’de verilmiştir.

 

Ön Soğutma:
Besin ürününün, hasat sonrası kısa ve belirli bir süre içinde ön soğutmaya tabi tutularak soğutulması hem gıda maddesinin tazeliğinin korunması ve hem de pazarlama koşulları yönünden çok önemli bir ihtiyaçtır. Bu ihtiyacı karşılamak için besin ürünü soğuk veya donmuş muhafazaya alınmadan veya usulüne uygun olarak pazara arz edilmeden belirli yöntemlerle ve aşağıda verilen şema ile açıklandığı üzere ön soğutma işlemlerine tabi tutulur

 

 

 

 

 


    

Ön soğutma süresi besin ürününün türüne göre farklılıklar gösterir. Örneğin, ön soğutma süresi süt için azami 4 saat, balık ve tavuk eti için azami 12 saat, küçükbaş ve büyükbaş hayvan eti için azami 12 ila 24 saat, çeşitli meyve ve sebzeler için ise azam 24 saattir. Bu sürelere bağlı kalmak kaydı ile ön soğutma işlemi gıda ürününün türü ile elimizdeki teknolojik imkanlara göre farklı yöntemlerde yapılır.

 

Ön Soğutma Yöntemleri:
Bugün için ülkemizde ön soğutma işlemleri genellikle soğuk veya donmuş muhafaza yapan soğuk depo işlemlerinin içinde yer almasına rağmen ideal bir ön soğutma işlemi paketleme ve ambalajlama tesislerinin yanında veya merkezi ön soğutma tesisleri olarak gıda sanayi veya ticaretinde yerini almalıdırlar.

 

Böylece besin ürünü hasat sonrası hemen soğutma zincirine alınıp, bu zincir içerisinde tüketime arz edilecektir. Ayrıca hasat mevsimi toplama ve pazarlamaya sevk kapasitesine uygun ön soğutma tesisleri gıda sanayi ve ticaretinde yerini aldığında soğuk zinciri tüketime kadar sürdüren soğuk ve donmuş muhafaza tesis ve sistemleri makine ve tesisat bakımından ekonomik büyüklükle sınırlı kalacaktır.

 

Önemi bu şekille açıklanan ön soğutma işlemi değişik yöntemler altında uygulanır.

 

Basınçlı Hava Akımı (Forced Air) İle Ön Soğutma:
Böyle bir ön soğutma işlemlerinde belirli bir soğutma devresinin soğutucu ünitesinde soğutulan soğuk oda havası vantilatörlerle besin ürününün üzerine bir devri daim halinde üflenir. Böylece soğuk hava akımı içinde kalan besin ürünü belirli bir süre içinde istenilen sıcaklığa kadar soğutulur. Bu süre besin ürününün türüne göre yukarıda açıklanmış olup, gerekli ve azami ön soğutma süresi olarak açıklanır.

 

 

Su İle Ön Soğutma (Hydrocooling) : 
Besin ürününün soğuk veya buzlu suya daldırılması ve bastırılması ya da besin ürününe soğuk veya buzlu su püskürtülmesi ile yapılır. Bu şekilde bir soğutma ile ön soğutma süresi kısaltılabilir. Ancak, suya karşı duyarlı olan besin ürünleri bu yöntemde yapısal olarak zarar görebilir. Buna rağmen bilhassa buzlu su üretimi ön soğutma işleminin kesinti yaptığı zaman aralıklarında da devamlı olarak yapılabileceğinden ön soğutma amacı ile elde daima yedek bir soğukluk rezervinin bulunmasına imkan verecek ve böylece ön soğutma için gerekli soğutma makine ve tesisatın daha küçük boyut ve ölçülerde seçilmesi ve dolayısı ile yatırım masraflarının azaltılması mümkün olacaktır.

 

Kar Veya Yaprak Buzla Ön Soğutma:
Tatlı su veya deniz suyu ile üretilen kar veya yaprak buz da ön soğutma işleminde kullanılma alanı bulmaktadır. Deniz suyu ile üretilen kar veya yaprak buz balıkçılıkta ön soğutma amacı ile kullanılmakta olup tatlı su ile üretilen kar veya yaprak buz ise yumuşak yapraklı sebzelerin, örneğin; ıspanak, kıvırcık marul vb. sebzelerde ön soğutma işlemlerinde kullanılma alanı bulunmaktadır.

 

Vakumlu Ön Soğutma (Vacuum Cooling):
Vakumlu ön soğutma, özellikle birbiri üzerine sarılmış yaprak ve liflerden oluşan, diğer bir deyimle; yaprak ve lif yüzeylerinin alanı kütlesine göre çok büyük olan ve bünyesinde durgun hava bulunan lahana ve türleri ile marul, pırasa, ıspanak, enginar, kereviz, karnabahar ve sütlü mısır gibi sebze türü besin ürünlerinin ön soğutulmasında uygulanır. Birbiri üzerine sarılmış yaprak ve liflerden oluştuğundan bu tür sebzeler, kütlesine göre çok büyük yüzeysel alanlı olup, bünyelerinde çok küçük hacimli ve sonsuz sayıda durgun hava bulundururlar

 

Durgun hava, aslında en ideal bir yalıtım malzemesidir. Örneğin tabii mantar, cam ve taş yünü, stryrophor ve poliüratan gibi yalıtım malzemelerinin ısı iletim değeri λ= 0.030 ila 0,040 W/mºC arasında değişirken yalın halde durgun havanın ısı iletim değeri λ=0.018 W/mºC’dir.

İşte bu nedenledir ki, birbiri üzerine sarılmış yaprak ve liflerden oluşan ve kütlesine göre çok büyük yüzeysel alanlı sebzeler ısı akımı yönünden adeta yalıtım malzemesine benzer özellik gösterir.

 

Bu nedenle bu tür besin ürünlerinin basınçlı soğuk hava akımlı soğuk odalarda ön soğutulması, günler ve haftalara sarkan çok uzun zaman alır. Bu durum ise hem gıda ürününün kalitesi ve hem de ticari aktivite yönünden sakıncalıdır.

 

Basınçlı soğuk hava akımlı soğuk odalarda ön soğutma işlemi sadece yüzey alanının kütlesine göre küçük olduğu ve bünyesinde durgun hava bulunmayan elma, armut, ayva, şeftali, havuç,

patates, domates, biber, kabak gibi meyve ve sebzelerde uygun ve yeterli olmaktadır.

 

Çabuk Dondurma  (Şoklama):
Herhangi bir besin ürünü bir donmuş muhafaza odasına alınmadan önce de, öncelikle bir ön soğutma odasına alınır. Bu ön soğutma odasında besin ürünü yukarıda ön soğutma konusunda açıklanan yöntem ve süreler dahilinde ±1 ˚C sıcaklığa kadar soğutulur. Daha sonra ön soğutması yapılmış olan bu besin ürünü çabuk dondurulmak veya şoklanmak üzere dondurma tüneline veya şoklama odasına alınır. Dondurma tünelinde besin ürünü azami 48 saat, tercihen 12 ila 24 saat içinde –16 ˚C ila –28 ˚C soğukluğa kadar dondurulur. Bu dondurma müddeti  de ön soğutma işleminde olduğu gibi ne kadar kısa olursa besin ürününün iç yapısının bozuşmaması ve tazeliğinin korunması yönünden o kadar iyidir. Ancak tesis yatırım masrafları artacağından endüstriyel ve ticari hayatta çabuk dondurma (şoklama) süresinin de büyük ölçüde azaltılmasına imkan olmaz.

 

 

Yukarıda açıklanan yöntem ve şartlar altında dondurma tünelinde dondurulan besin ürünü muhafaza süresine göre sıcaklığı tespit olunacak, donmuş muhafaza odasına alınır veya doğrudan pazarlamaya sevk edilir.

 

Şoklama Yöntemleri:
Soğuk depoculukta ön soğutma işleminde olduğu gibi besin ürününün şoklanmasında da çeşitli yöntemler uygulanmaktadır. Bu yöntemler basit olarak aşağıdaki gibi sıralanabilir.

 

Basınçlı Hava Akımlı (Forced Air) İle Şoklama:
Basınçlı hava akımlı şoklama, aynen ön soğutma işleminde olduğu gibi uygulanır. Ancak burada belirli bir soğutma devresinin soğutucu ünitesinde soğutulan ve fanlarla sirküle edilen basınçlı havanın soğukluk derecesi –16 ˚C ila –28 ˚C gibi çok düşük soğukluk değerlerindedir.

 

Bu tür şoklama belirli mekanlarda statik olarak yapılabileceği gibi belirli mekanik donanımlarla da kontinyu sistem altında da yapılabilir.

 

Levhalı Dondurucular:
Bazı özel ve önemli durumlarda dondurma tüneli yerine levhalı dondurucular kullanılır. Levhalı dondurucular da soğukluk, soğuk levhalardan temasla doğrudan doğruya besin ürününe geçtiğinden dondurma müddetinin istenilen süreye azaltılması imkanı vardır. Bu gün için paketlenmiş et ve işlenmiş balık dondurulmasında levhalı dondurucular önemli bir uygulama alanı bulmaktadır.

 

Salamura İle Şoklama: 
Besin ürününün soğuk veya buzlu suya daldırılması ve bastırılması ile yapılan ön soğutma uygulamasında olduğu gibi bu defa ön soğutması yapılmış besin ürünü sodyum klorür, kalsiyum klorür ve etilen glikoz vb. aşırı soğutulmuş salamura içine daldırılıp bastırılması yöntemi ile de şoklanabilir. Böyle bir şoklama yöntemi uygulaması ile şoklama süresi kısaltılabilir ve ayrıca şoklama uygulamasının bünyesinde belirli bir soğukluk rezervi sağlanabilir. Böylece daha küçük kapasite ve boyutlu soğutma sistemi ile daha rant bir şoklama uygulaması elde edilebilir.

 

ENTEGRE SOĞUK DEPOLAR:
Yukarıda yapılan açıklamalara göre, bilhassa üretim ve tüketim bölgeleri ile pazarlama bölgeleri için planlanıp tesis edilecek soğuk depolar, çok amaçlı besin ürünü muhafazasına uygun, ticari tür entegre soğuk depolar olmalıdır. Bu tür soğuk depolarda ön soğutma odaları, soğuk muhafaza odaları, şok odaları ve donmuş muhafaza odaları birlikte ve entegre olarak tasarlanıp planlanmalıdır. Ayrıca bu tür soğuk depolarda besin ürünü ayıklama, tasnif ve ambalajlama mahalleri de düşünülmelidir.

 

Ancak sınırlı boyutlu ticari tür soğuk depolarda, örneğin sadece soğuk muhafaza uygulaması yapılan soğuk depolarda ayrı bir ön soğutma odası düşünülmeden sadece aynı soğuk odada besin ürünü soğuk muhafazaya alınabildiği gibi aynı zamanda soğuk muhafaza depolama kapasitesinin % 2 ila – %10’u oranında bir besin ürününün de aynı soğuk odada ön soğutulması yapılabilir. Şüphesiz bu tür amaçla kullanılacak bir soğuk depoya tesis edilecek soğutma makine ve tesisatın kapasite ve boyutları uygulama amacına uygun seçilmelidir.

 

Aynı şekilde donmuş muhafaza uygulamasında da aynı donmuş muhafaza odasın aynı zamanda şoklama amacı ile de kullanılabilir. Ancak bu durumda  da şoklama miktarı donmuş muhafaza miktarının belirli bir oranı ile örneğin; % 2 ila %10’u oranı ile sınırlı olmalıdır.

 

Çizelge : 1. Çeşitli Sebzelerin Soğuk ve Donmuş Muhafaza Koşulları

 

Besin ürünü                  

Depo               sıcaklığı 

  ˚ C  

Bağıl

Nem

   %

Depolama

   Süresi

     Su

Miktarı

      %

Donma

Noktası

     ˚C

 Özgül ısı kJ/ kg.K

 

 Gizli ısı

  kJ/ kg.K

Donma   

Öncesi

Donma

Sonrası

Enginar

      0

  95

2 Hafta

    84

  -1.2

  3.651

1.892

 280,-.18

Yeşil Fasulye

      0

90-95

7-10 Gün

    89

  -0.7

  3.818

1.955

 296.86

Kuru Fasulye

     10

  70

  6-8 Ay

    11

     -

     -

-

      -

Karnabahar

      0

  95

10-14 Gün

    90

  -0.6

  3.852

1.968

 300.20

Lahana

      0

  95

 3-5 Hafta

    85

  -0.8

  3.684

1.905

 283.52

Havuç

      0

  95

 4-6 Gün

    88

  -1.4

  3.785

1.943

 293.52

Sütlü Mısır

      0

  95

 4-8 Gün

    74

  -0.6

  3.316

1.767

 246.83

Hıyar

     10/13

90-95

10-14 Gün

    96

  -0,5

  4.053

2.043

 320.21

Patlıcan

     7/10

90-95

 7-10 Gün

    93

  -0,8

  3.952

2.005

 310.20

Şalgam

      0

  95

  2-4 Hafta

    90

  -1.0

  3.852

1.968

 300.20

Yeşil Pırasa

      0

  95

  1-3 Ay

    85

  -0.7

  3.684

1.905

 283.52

Marul

     0/1

  95

  2-3 Hafta

    95

  -0.2

  4.019

2.031

 316.87

Mantar

      0

  90

 3-4 Gün

    91

  -0.9

  3.885

1.980

 303.53

Bamya

    7/10

90-95

 7-10 Gün

    90

  -1.9

  3.852

1.968

 300.20

Yeşil Soğan

      0

  95

 3-4 Hafta

    89

  -0.9

  3.818

1.955

 296.86

Kuru Soğan

      0

65-75

  1-8 Ay

    88

  -0.8

  3.785

1.943

 293.52

Maydanoz

      0

  95

  1-2 Ay

    85

  -1.1

  3.684

1.905

 283.52

Yeşil Bezelye

      0

  95

 1-3 Hafta

    74

  -0.6

  3.316

1.767

 246.83

Kuru Bezelye

      0

  70

  6-8 Ay

    12

     -

  1.239

-

      -

Kuru Biber

    0/10

60-70

      6 Ay

    12

     -

  1.239

-

      -

Taze Biber

    7/10

90-95

 2-3 Hafta

    92

  -0.7

  3.919

1.993

 306.87

Patates

    3/10

90-95

  5-8 Ay

    78

  -0.7

  3.450

1.817

 260.17

Bahar Turpu

      0

  95

 3-4 Hafta

    95

  -0.7

  3.885

1.980

 303.53

Kış Turpu

      0

  95

   2-4 Ay

    95

  -0.7

  4.019

2.031

 316.87

Yaz Kabağı

     0/10

85-95

 5-14 Gün

    94

  -0.5

  3.986

2.018

 313.54

Kış Kabağı

   10/13

70-75

  4-6 Ay

    84

  -0.8

  3.684

1.905

 283.52

Yeşil Domat

   13/21

85-90

 1-3 Hafta

    93

  -0.6

  3.952

2.005

 310.20

Domates

    7/10

85-90

 4-7 Gün

    94

  -0.5

  3.986

2.018

 313.54

Donmuş Sebze

  -16/-28

      -

  6-12 ay

      -          

     -

     -

-

      -

Çizelge : 2     Çeşitli Meyvelerin Soğuk ve Donmuş Saklama Koşulları

 

 

 

Besin ürünü

Depo

Sıcaklığı

  ˚C

Bağıl

Nem

  %

Depolama

    Süresi

Su

Miktarı

     %

Donma

Noktası

   ˚C

Özgül ısı kJ/kg.g

Donma    Donma

Öncesi     sonrası

 

Gizli ısı

   KJ/kg

Elma

   -1/+4

   90

 3-8 Ay

   84

   -1.1

 3.651       1.892

 280.18

Kayısı

      0     

   80

 1-2 Hafta

   85

   -1.1

 3.684       1.905

 283.52

Muz (Yeşil)

   10/15  

90-95

   2-3 Ay

   75

   -0.8

 3.349       1.779

 250.16

Muz (Sarı)

   14/16   

85-95

  1-2 Ay

   70

   -0.8

 3.349       1.779

 250.16

Kiraz

     -1/1

90-95

 2-3 Hafta

   80

   -1.8

 3.517       1.842

 266.84

Kızılcık

      2/4

90-95

 2-4 Ay

   87

   -0.9

 3.751       1.930

 290.19

Kuru İncir

      0/4

50-60

 9-12 Ay

   23

      -

 1.608           -

      -

Taze İncir

     -1/1

85-90

 7-10 Gün

   78

   -2.4

 3.450       1.817

 260.17

 

Çekirdeksiz Üzüm

     -1/1

85-90

 2-8 Hafta

   82

   -1.6

 3.584       1.867

 273.51

 

Çekirdekli Üzüm

     -1/1

90-95

 3-6 Ay

   82

   -2.1

 3.584       1.867

 273.51

Armut

     7/10

   90

 2-3 Hafta

   83

      -

 3.617       1.880

 310.20

Greyfurt

    10/16

85-90

 4-6 Hafta

   89

   -1.1

 3.818       1.955

 296.86

Limon

     0/10

85-90

 1-6 Ay

   89

   -1.4

 3.818       1.955

 296.86

Yeşil Limon

     8/10

85-90

 6-8 Hafta

   86

   -1.6

 3.718       1.918

 286.85

Portakal

      0/9

85-90

 3-12 Hafta

   87

   -0.8

 3.751       1.930

 290.19

Mandalina

      0/3

85-90

 2-4 Hafta

   87

   -1.1

 3.751       1.930

 290.19

Meyve Ezmesi

      7

85-90

 1-3 Hafta

   91

   -0.8

 3.885       1.980

 303.53

Şeftali

  -0.5/0

   90

 2-4 Hafta

   89

   -0.9

 3.818       1.955

 296.86

Erik

      0/1

90-95

 2-4 Hafta

   86

   -0.8

 3.718       1.918

 286.85

Nar

      0/1

90-95

 2-4 Hafta

   82

   -3.0

 3.584       1.867

 273.51

Ayva

     -1/0

   90

 2-3 Ay

   85

   -2.0

 3.684       1.905

 283.52

Çilek

  -0.5/0

90-95

 5-7 Gün

   90

   -0.8

 3.852       1.968

 300.20

Karpuz

     4/10

80-90

 2-3 Hafta

   93

   -0.4

 3.952       2.005

 310.20

Taze Zeytin

     7/10

85-90

 4-6 Hafta

   75

   -1.4

 3.349       1.779

 250.16

Kavun

     7/10

85-90

 4-6 Hafta

   93

   -1.1

 3.592       2.005

 310.20

Donmuş Meyve

 -16/-23

90/95

 6-12 Ay

     -

       -

      -            -

       -

 

Not : Çizelge 1 ve 2’de verilen çeşitli sebze ve meyvelerin soğuk ve donmuş saklama koşulları; bilhassa soğuk veya donmuş deponun sıcaklığı ile, bağıl nemi ve ayrıca depolama süresi, soğuk ve donmuş depoculukta mutlaka uyulması gerekli koşullardır. Ayrıca soğuk veya donmuş depoya saklanmak üzere alınan çeşitli sebze ve meyveler gelişme ve olgunlaşma yönünden uygun zamanda hasat edilmiş ve hasat sonrası hemen aynı gün, soğuk veya donmuş depoda saklanmak üzere, ön soğutması ve şoklanması yapılmış olmalıdır.

 
Çizelge : 3 Et ve Balık İle Ürünler Soğuk ve Donmuş Muhafaza Koşulları

Besin ürünleri

Depo

Sıcaklığı

   ˚C

Bağıl

Nem

   %

Depolama

Süresi

Su

Miktarı

     %

Donma

Noktası

    ˚C

Özgül ısı kJ/kg.K

Donma    Donma

Öncesi     Sonrası

Gizli ısı

kJ/kg

Çeşitli Balıklar

 -1/1

  95

 10-14 Gün

75-85

 -2.2

 3.550      1.850

 250.00

Kurutulmuş balık

  0/2

80-90

 10 Gün

  61

 -2.2

 2.880      1.604

 203.46

Füme Balık

  0/2

80-90

 10 Gün

  64

 -2.2            

 2.981      1.641

 213.47

Donmuş Balık

 -18/-28

90-95

 6-12 ay

    -

    -

    -             -                

    -

Karides, İstiridye, Midye

 -1/1

90-95

 5-8 Gün

  87

 -2.2

 3.751      1.930

 200.19

Istakoz

 -1/1

Deniz Suyu

 Canlı

 

    -

    -

    -              -

    -

Sığı Eti

 -1/1

85-90

 1-3 Hafta

62-77

 -1.7

 3.426      1.804

 256.83

Dana Eti

 -1/1

  90

 1-7 Gün

  66

    -

 3.048      1.666

 220.14

Karaciğer

 -1/1

  90

 1-5 Gün

  70

 -1.7

 3.182      1.717

 233.48

Donmuş Sığır Eti

 -18/-25

90-95

 9-12 Ay

    -

    -

    -              -

    -

Koyun Eti

 -1/1

85-90

 5-12 Gün

60-80

 -1.7

 3.812      1.717

 233.48

Donmuş

Oyun Eti

 -18/-23

90-95

 8-10 Ay

    -

    -

    -              -

    -

Tavuk Eti

 -1/1

  85

 1Hafta

  74

 -2.8

 3.316      1.767

 266.83

Hindi Eti

 -1/1

  85

 1Hafta

  64

 -2.8

 2.981      1.641

 213.47

Ördek, Kaz, Eti

 -1/1

  85

 1 Hafta

  69

 -2.8

 3.148      1.704

 230.15

Donmuş Kümes

Hayvanı Eti

 -18/-23

90-95

 9-12 Ay

    -

    -

     -             -

    -

Sucuk

  1/15

85-90

 3-6 Ay

    -

    -

    -              -

    -

Salam Sosis

  1/15

85-90

 1-3 Ay

    -

    -

    -              -

    -

Kavurma

  5/10

85-90

 6/10 Ay

    -

    -

    -              -

    -

Füme Dili

  1/15

85-90

 3-6 Ay

    -

    -

    -              -

    -

Pastırma

  1/15

85-90

 6-12 Ay

    -

    -

    -              -

    -

Not : Çizelge 3 ve 4’de verilen çeşitli et ve balık ile, et ve balık ürünleri, süt ve süt ürünleri ile, diğer ürünler; üretiminin hemen akabinde ön soğutmaya alınıp, soğuk muhafazaya alınmalı, donmuş muhafazaya alınacak türler ise ön soğutmanın hemen akabinde şoklanıp donmuş muhafazaya alınmalıdır. Ancak; süt sağıldığında hemen veya azami 4 saat içinde +4ºC’ye kadar soğutulması tamamlanmalı ve bundan sonra da istenilen süt ürünleri üretilmelidir. Ayrıca, soğuk ve donmuş muhafaza’da bu çizelgelerde verilen muhafaza sıcaklıkları ile, bağıl nem değerleri ve depolama sürelerine tam uygulanmalıdır.
 
Çizelge : 4 Süt ve Süt Mamülleri ve Diğer Ürünlerin Soğuk ve Donmuş Muhafaza Koşulları:

 

Besin ürünü

Depo

Sıcaklığı

    ˚C

Bağıl

Nem

  %

Depolama

  Süresi

    Su

Miktarı

    %

Donma

Noktası

    ˚C

Özgül ısı kJ/kg.K

Donma    Donma

Sonrası    Öncesi

Gizli Isı

 kJ/kg

                                                     Süt Ve Süt Ürünleri

Margarin

       2      

60-70

 12 Ay

    -

    -

 1.340

 1.0407

 50.00

Krema-kaymak

       2/4

75-80

 5-7 Gün

    -

    -

    -

     -

     -

Tereyağı

       4

75-85

 1 Ay

  16

-20/-0.6

 1.373

 1.038

 53.37

Yoğurt

       0/2

80-85

 2-6 Hafta

    -

    -

    -

     -

     -

Beyaz Peynir

       0/4

75-85

 6-12 Ay

    -

    -

 2.679

 1.675

 154.00

Kaşar Peyniri

       0/4

80-85

 3-6 Ay

    -

    -

    -

     -

     -

Krem Peyniri

       4

65-70

 6 ay

  37

  -13.3

 2.077

 1.302

 123.41

Tulum Peyniri

       0/4

65-70

 12 Ay

  39

  -7.2

 2.143

 1.327

 123.41

Pastörize Süt

       0/4

75-85

 2-4 Gün

  87

  -0.56

 3.751

 1.930

 290.19

Kaynamış Süt

       0/4

75-85

 2-4 Gün

  87

  -0.56

 3.751

 1.930

 290.19

Dondurma,

%10 Yağlı

  -25/-28

    -

 3-12 Ay

  63

  -5.6

 2.948

 1.626

 210.14

                                                     Kanatlı Hayvan Ürünleri

Yumurta

    -2/0

80-85

 5-6 Ay

  66

  -2.2

 3.048

 1.666

 220.14

Yumurta

    10/13

70-75

 2-3 Hafta

  66

  -2.2

 3.048

 1.666

 220.14

Donmuş

Yumurta Sarısı

  -18/-20

    -

 12 Ay

  55

    -

 2.680

 1.528

 183.45

Donmuş Yumurta Beyazı

  -18/-20

    -

 12 Ay

  88

    -

 3.758

 1.943

 293.52

                                                               Şekerlemeler 

Sütlü Çikolata

   -18/1

  40

 6-12 Ay

    1

    -

 0.871

 0.850

 3.34

Şekerleme

   -18/1

  40

 5-12 Ay

  10

    -

 1.172

 0.963

 33.35

Lokum

   -18/1

  40

 3-9 Ay

  17

    -

 1.407

 1.051

 56.70

Çeşitli Besin Ürünleri

Fıçı Bira

Şişede Bira

Kutuda Bira

 

       2/4

 

  65

 

 3-8 Ay

 

  90

 

  -2.2

 

 3.852

 

 1.968

 300.20

Konserveler

      0/16

  70

 12 Ay

    -

    -

    -

     -

     -

Pekmez

      0/10

90-95

 8-12 Ay

  33

    -

 0.938

 0.975

 10.01

Bitkisel Yağlar

       20

    -

 12 Ay ve

DahaFazla

    0

    -

    -

     -

     -

Ekmek

      -18

    -

3-13 Hafta

  33

    -

 1.993

 1.271

 106.74

 

Prof. Sabri SAVAŞ’ın Yayınlamış Kitapları:

 

- Salamuralar ve Korozyon Önleme Usulleri (1968)

- Teorik ve Pratik Açıklamalı Soğuk Depoculuk (Kişisel Yayın, 1969)  (MMO Yayını, No:82, 1974)

- Soğutucu Akışkanlar (MMO Yayını, No:88, 1970)

- Soğutucu Akışkanlar ve Salamuralar (Mollier Diyagramları ve Tablolar)

- Soğuk Depoculuk ve Soğutma Sistemlerine Giriş (Uludağ Üniversitesi Yayını, 1987)

- SI Ölçü Sistemi (System International Of  Units) ve Uygulama Yöntemleri, (2002)

- Soğuk Depoculuk ve Örnek Proje Çalışmaları, (2002)

- Soğutma Tekniği ve Örnek Proje Çalışmaları, (2004)

 

Not: Yazarın ayrıca; soğutma, ısıtma ve enerji tasarrufu ile motorlar konularında ellinin üzerinde makale, tebliğ ve ders notu mevcuttur.

 

SAVAŞLAR Tesisat Taahhüt ve Ticaret Ltd. Şti’nin Mevcut Yayınları:

 

- Soğuk ve Donmuş Depoculuk

- Soğutma Tekniği ve Örnek Uygulama Çalışmaları

 

Bu değerli eseri sitemizde yayınlamamızda katkıda bulunan Sayın Selçuk SAVAŞ (Savaşlar Soğutma Sanayi) Bey'e teşekkür eder;
Kitabın yazarı Sayın, Prof. Sabri SAVAŞ'ı Rahmetle anarız... 

 

 

Prof. Sabri SAVAŞ Kimdir ?